Paranın Kölesi Olmak veya Parayı Köle Yapmak

Babil’in En Zengin Adamı’da eski zamanlardaki kölelikten bahseder. Köleliğin çok sıkı kanunlara bağlandığını, kölelerin kendine mülk edinebileceklerini, para biriktirebileceklerini, özgür biriyle evlenebileceklerini vurgular. Bütün bunlara karşı, köle, sahibinin istediği işte çalışmak zorundadır.

Size tanıdık geldi mi? Günümüzde de tasarruf edemeyen insanlar işlerinin kölesi oluyorlar. Çoğumuz istediğimiz işi yapamıyor, geç yaşlara kadar çalışmak zorunda kalıyoruz.

Tüketiyoruz, çalışıyoruz, daha çok tüketiyoruz. Daha çok borçlanıyoruz. İşin kötü tarafı, çoğu kişi bunu kabullenmiş ya da farkında bile değil.

Bu arada paralel evrende bambaşka bir şey oluyor.  Zenginlerin ise paraları onlar için çalışıyor…

ID-100161778
Fakir ve Orta Sınıf Para İçin Çalışırken, Zenginin Parası Onun Yerine Çalışır!

UYANMA VAKTİ

Bunu ilk farkedeli çok olmadı. Tasarruf ve yatırım ile ilgili kitapları da okumamıştım ama besbelli bir şeyler yanlış gidiyordu.

Ağzına kadar dolu kredi kartları, boş banka hesapları… Sabah bana kalk ulan diye bağıran alarmlar. Kısacası tek kişi iken bile beli doğrultamıyordum. İşin kötüsü de bunun farkına varmamıştım.

Aslında eskiden, bu sonsuza kadar böyle gider sanıyordum. Çünkü insan bir illüzyonun içinde yaşıyor.

Gençlik, sorumsuzluk, paran varken harca, evlenince harcayamazsın telkinleri bunun etkenlerindendi. Ama yaş oldu otuz. O kadar çabuk geçti ki zaman…

O günlerde bir şeylerin ters gittiğinin farkına vardım. Maaşım ortalamaydı, ama geçinemiyordum, önce daha çok maaşım olsa çözerim bu işi dedim.

Sonra baktım 1.500 TL alan da harcıyor, 3.000 TL alan da, 10.000 TL alan da harcıyor. Fakat hepsi borçlu. Bu işte bir yanlışlık olmalı. Bu iş böyle gitmez! Bu arada 10.000 TL maaş alsam fena olmaz tabii:)

Araştırmalar yaptım, yabancı blogları takip ettim. Kitaplar okudum. Sonra baktım ki çok müsrif davranıyorum. Olur olmaz yerlere para harcıyorum.

Buna basit yaşam masrafları hariç her şeyi katabilirsiniz. Dışarıda yenen abuk subuk yemekler, gösteriş için yapılan harcamalar gibi…

Uzun lafın kısası, tasarruf etmek gerekiyordu. Yani harcamadan önce biriktirmem ve bunu alışkanlık haline getirmem artık bir zorunluluk haline gelmişti.

Bununla ilgili tecrübeli insanların tavsiyeleri hep aynı. Hepsi de harcamadan önce biriktirin diyor.

Sanırım işin en önemli kısmı ve en zor kısmı da bu. Sonuçta, elde olmayan parayla yatırım yapamazsınız ve tasarruf etmek daha önce uyuyan bir finansal köle için sanırım en zor şey.

Önce işe ne harcadığımı ölçmekle başladım. Kredimi ödedim borçlarımı azalttım, bu arada yatırım yapmaya devam ettim. Hala kredi kartlarına bağımlılığım devam ediyor ama iyice azaldı.

Bu arada finansal olarak “fit” olmak bir kere yaptım oldu durumu değil. Nasıl sağlıklı kalmak için sürekli spor yapmak ve yediklerinize dikkat etmek zorundasınız, kredi kartları ve aşırı harcama ile mücadele ederken de aynı şekilde sürekli uğraşmak gerekiyor.

Reklamlar

Tasarruftan Sonra Sıra Yatırıma Geldi

Tasarruf etmeye ve nakit fazlası yaratmaya başladıktan sonra ikinci aşamaya geçtim. Çünkü tasarruf ederek sadece ben çalışıyordum. Ama tasarruflarımın da benim için çalışması gerekiyordu. Alternatif kaynaklar aramaya başladım. Blogları araştırdım, geçmiş yaşadıklarımdan dersler çıkardım.

İlk önce bulduğum çözüm temettü geliri oldu.  Çünkü azar azar biriktirebiliyordum ve bildiğim bir yatırım tarzıydı. Daha sonra buna kira geliri ve tahvil geliri de eklenecek diye umuyorum. Yumurtaları aynı sepete koymayacağım.

Tabii bunları sadece hesapladığım gerçek değerin altındaki alımlarla yapabilirim. Sırf çeşitlilik olsun diye pahalı yatırım yapmanın bence hiçbir mantığı yok.

Sonuçta param benim için çalışacak. Sadece o değil, onun torunlarının torunları da benim için çalışmaya devam edecek. Yemek derdi olmadan, sus istemeden, maaş istemeden yapacaklar bunu. Sadece tasarruf edip yatırım yapmamım ödülü olacak.

Bu benim için hisse senetleri olur, sizin için altın olur, başkası için TL, diğeri için dolar olur. Kimisi kısa vadede, kimisi orta vadede, kimisi uzun vadede uyguladığı sistemle başarılı olur. Sonuçta herkesin kişiliği ve duyguları bambaşka ve buna uygun sistem de çeşitli.

Fakat bütün bunların bir ön koşulu var. Müsrifliğin farkına varmak ve tasarruf etmek gerektiğinin bilincinde olmak. Daha sonra çocukları da sizin için çalışacak, birleşik getiriyi harekete geçirecek bir yatırım bulmak.

Burada toplam portföyümden çok “akar gelir” yatırımcılığına yöneldim. Ana amacım, maaşım kadar bir gelir elde edip “finansal olarak özgür olmak”. Bu konuda çalışmalarım devam ediyor.

Son Durum Ne?

Son güncellemeyi bu yazıyı yazdıktan iki yıl sonra yapayım. İki yıl önce yazı yazılırken yaklaşık 900 TL temettü gelirim vardı. Şimdi ise bu temettü geliri 2.138 TL’ye çıktı ve bir asgari ücretlinin aylığını geçti.

Daha varlığım az olduğu için kira geliri vs. ekleyemedim.

Fakat miktar hala küçük olmasına rağmen, bunun benim için anlamı büyük. Hiç yorulmak, dinlenmek bilmeyen bir işçi ya da köle benim için çalışan işçilerim var. Yılda 15 gün yemek içmek bilmeden benim için çalışıyorlar ve bana para veriyor.

Bense karşılığında ona hiç bir şey vermiyorum. Bunu elde etmek için sadece tasarruf edip, kârını arttıran sağlam şirketlere ortak oldum. Sabırla bekledim.

Borçlarımdan kurtulup tasarruf ettim. Bunu da yatırımda kullandım.

Bir zaman boğa piyasasında olurken başka bir zaman ayı piyasasında oluyoruz. Fakat biliyorum ki, şirketlerim çalışmaya, büyümeye devam ettikçe bana da değer katmayı sürdürecekler. Ortaklık uzun… Yol zorlu… Fakat imkansız değil.

Saçma sapan şirketlere bakmıyorum, kumar oynamıyorum. Abuk subuk insanlarla ortak olmuyorum. Ülkemin geleceğine ne olursa olsun güveniyorum. Yoksa uzun vadeli yatırım yapamam zaten.

Toparlarsam

Bu 15 gün, 365 olduğunda emekli olacağım ve hobilerimin peşinden gideceğim. Ya da sevdiğim işte çalışacağım. Kim bilir…

Şunun farkına vardım. Eskisi gibi devam etseydim, hiçbir şeyim olmayacaktı ve köle olmaya devam edecektim.

Şimdi elimde bir şeyler var. En azından ufukta bir hedef belirdi ve umut var.

Bu yazıyı 100. blog yazım olarak yazdım. Şimdi 320’yi geçtim.

Bu zamana kadar olanları toparladım sayılır. Hem de yeni başlayanlar için durumumu anlatma fırsatım oldu.

Bende durum böyleyken siz neler yapıyorsunuz? Özgürlüğünüzün elinizde olmadığını hissettiniz mi? Finansal özgürlüğünüzü kazanmak için çabalamaya başladız mı?

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Saygılar.

Image courtesy of bplanet at FreeDigitalPhotos.net

4 Yorum

  1. Onur demiş ki:

    Selamlar,

    blogdaki yazıların çoğunu okudum. Çok güzel gidiyor, emeğinize sağlık. Ayrıca bu yazıyla (ve genel olarak bloğun kapsamıyla) ilgili olarak Robert T. Kiyosaki’nin Zengin Baba Yoksul Baba isimli kitabını okuyabilirsin eğer okumadıysan. Tam olarak yazıda bahsettiğin konuyu çok güzel bir dille hikayeler ile anlatıyor.

    Ağustos 3, 2017
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Onur Bey,

      Zengin Baba Yoksul Baba’yı okudum. Hatta bu yazıda ve hayatımın belli bölümlerinde de ondan etkilendim. Herkesin okumasını tavsiye ederim.

      Saygılar.

      Ağustos 3, 2017
  2. Bilal demiş ki:

    liseden beri aynı şeyden bahsediyorum aslında 8 5 çalışmak tamamen saçmalıktır ve okulların büyük çoğunluğu insanların bunu düşünmeden kabul ettirilmesi için vardır. Sizi tebrik ederim ve umarım bir gün sistem dışı kalırsınız.

    Mayıs 28, 2019
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Bilal Bey,

      Ben maalesef bunu çok geç farkettim ama sonrasındaki her anı bu durumdan kurtulmak için değerlendirmeye çalışıyorum.

      Desteğiniz için çok teşekkür ederim.

      Tasarruf ve yatırıma devam ediyorum.

      Saygılar.

      Mayıs 28, 2019

Yorumunuzu Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.