Etiket: <span>finansal özgürlük</span>

Herkese selamlar.

Her 100 TL birbirine mi benzer? Bazen daha değerli, bazen de daha değersiz olabilir mi?

Haftada 40 saat çalışarak kazandığımız 1.500 TL ile pasif getiri olarak kazandığımız 1.500 TL’yi nasıl değerlendirmeliyiz.

Bu soruya vereceğimiz cevap aslında finansal özgürlük konusunun da temellerinden birini oluşturuyor.

Bu cevap da bizi paranın göreceli ve mutlak değerine götürüyor.

Hadi şimdi bu konunun derinlerine inelim.

Genel

Herkese selamlar.

2021 yılına girdiğimize göre artık finansal özgürlüğümüz için gereken günlük miktarı ve toplam portföy büyüklüğünü güncellemenin zamanı geldi.

TÜİK, 2020 yılı Tüketici Fiyat Enflasyonunu (TÜFE) %14,60 olarak açıkladı.

2017 yılında 100 TL ile başladığım günlük özgürlük tutarı 2021’e geldiğimde 200 TL’ye çıkmış durumda. Ayrıca aşağıda açıklayacağım 300 Kuralına göre gerekli olan portföy büyüklüğü 1.800.000 TL’ye ulaşmış oldu.

Bu tutar gözünüzü korkutmasın. Bilginin ve paranın bileşik getirisi bizim yanımızda.

Hadi şimdi biraz ayrıntıya girelim.

Genel

Herkese selamlar.

Finansal özgürlük yolculuğu süreci, bu hayatta kalkıştığım en zor işlerden biri olmuştur.

İnsanın karşısına sürekli yenmesi gereken bir zorluk çıkıyor. Alışkanlık derken borsa düştü, dolar çıktı gibi değil. Kendinle savaşıyorsun. Kendi doğru bildiğin yanlışlarınla sürekli mücadele ediyorsun.

Bu yüzden de aslında öncelikli olan neye yatırım yapacağınız değil, neden yatırım yapacağınız oluyor.

Çünkü finansal özgürlük yolunda size güç veren, savaşlarda yenilseniz de devam etmenizi sağlayan bu güç olacak.

Neye yatırım yapacağınızdan önce neden yatırım yapacağınıza karar vermelisiniz.

Hadi başlayalım.

Genel

Herkese selamlar.

“Ağustos 2020 Sonu İtibariyle Portföy Durumu” yazıma gelen yorumlarda sıkça “Hisse yatırımı yapmak yerine dolar alsaydın şimdi kaç doların vardı?” sorusuyla karşılaştım.

Bu merakı anlayabiliyorum çünkü Türk Lirası’nın hızla değer kaybı yaşadığı bir dönemden geçiyoruz. Benim gibi 2000’lerdeki durumu görenler için çok da alışıldık bir durum değildi açıkçası.

Sonuçta 2004’ün Nisan ayında 1.30 TL olan, 2014’ü 1.80’lerde kapatan fakat sonraki 6 yılda ise 7.55 TL’lere kadar çıkan bir Dolar-Türk Lirası kuruyla karşı karşıyayız.

Fakat yaptığım hesaplamalarda gördüm ki dolar alıp kenara koymak benim için çok zararlı olacakmış. Finansal özgürlüğün formülü bence bu değil.

Neyse lafı fazla uzatmadan bakalım yatırım yapmak yerine sadece dolar alsaydım ne olacakmış?

Hadi başlayalım.

Genel

Herkese selamlar.

Portföy daha olgunlaşmamışken her zaman başımıza portföyün %5-10’unu kullanmamız gereken bir iş gelebilir. Bir ihtiyacımız olabillir. Peki böyle bir durumla karılaştığımız zaman ne yapmalıyız?

Bizim için gece gündüz çalışan kölelerimizi satmalı mıyız? Kuzucuklarımıza kıymalı mıyız? Yoksa borç mu almalıyız? Ödeyemezsek Babil’in En Zengin Adamı’ndaki Arkad gibi köle olur muyuz?

Böyle bir sorunun cevabı pek kolay değil. İnsanın içinde olduğu her iş çok karmaşıklaşıyor. İşin bir ucunda matematik var. Diğer ucunda da psikoloji.

Ama kesin bir cevabı olmasa da bu seçenekleri değerlendirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor.

Yürüdüğümüz finansal bağımsızlık yolunda benim başıma gelen sizin de başınıza gelebilir diye kendi bakış açımı anlatayım dedim:)

Özellikle finansal özgürlüğün ilk zamanlarında elde pek nakit olmuyor. Portföy büyüme aşamasında ve ancak kendi kendini besliyor. Maaşımı alıyorum ve yatırıma bir miktar para ayırıyorum. Kalanını da harcıyorum. Yani boşta da pek para olmuyor. Zaten olsa da hemen hisse senedi alıyoruz:)

Neyse lafı fazla uzatmadan başlayalım.

Genel