Peter Lynch Makaleleri Serisi 15: Yüzde 5’lik Çözüm

Herkese selamlar.

Yeni bir Peter Lynch makalesi çevirisi daha hazır.

Bu sefer ünlü yatırımcı “Çakılma Korkusu” isimli makalesini savunmak için tekrar kolları sıvıyor.

Bu makalesinde %7 getirili tahvile 100.000 dolar yatırmak yerine, bu parayı hisse senedi piyasasına yatırarak daha fazla getiri elde edilebileceğini öne sürüp tahvil yatırımcılarına meydan okumuştu.

Şimdi bu tutarı gelen itirazlar sonucu %5’e çekti. Plan ise aynı kaldı.

Makalenin sonunda da klasik Peter Lynch dersleri var.

Hadi şimdi bu güzel makalenin çevirisine başlayalım.

Yüzde 5’lik Çözüm

Dikkatli okuyucular sayesinde, hisse senedinde kalma stratejisinde çok önemli bir ayarlama yapıyoruz.

Peter Lynch

Geçen Eylül’de yayınladığım “Çakılma Korkusu” isimli makale, yazdığım bütün makalelerden daha fazla ilgi çekti. Konusu, Dow 4.700’e çıktığında birçok yorumcunun beklediği hisse senedi piyasasında yaşanacak bir düzeltmeyi nasıl atlatmak gerektiğiydi. Bu yıl Şubat’ın ortasında, Dow 5.600’e yükseldi ve makale yazıldığı zamanda insanların düzeltme beklediği 4.700’e inmek için %16’lık bir düşüş gerekiyor.

Bu vurgulamaya çalıştığım ana noktayı destekliyor: Düzeltmeler tahmin edilemez. Acıdan kaçmak için sattığınız hisse senedi, bir sonraki getiriyi kaçırmanıza sebep olabilir.

“Çakılma Korkusu”na en dikkatli ve en zorlu yanıt The Dallas Morning News’te yazar olan Scott Burns’ten geldi. Burns, gelire ihtiyacı olan yatırımcıların hisse senetlerini tahvil ikâmesi olarak kullanabileceğini ve zaman zaman geliri arttırmak için portföyünden hisse senedi satabileceğinden bahsettiğim iddiamda bir kusur buldu. Köşe yazısının başlığı da “Peter Lynch’in Hisse Teorisi Hatalı Olabilir” idi.

Benim sunduğum plan şu şekildeydi. Yatırım yapmak için 100.000 dolar paranız var ve yıllık 7.000 dolarlık bir nakit akışı elde etmek istiyorsunuz. Bu yılda %7 eder. Normalde bu durumda yapılması gereken 20 yıl ya da daha uzun vadeli %7 getirili bir tahvil almaktır. Fakat bu seçeneği reddettiğinizi ve 100.000 dolarınızı temettü ödeyen hisselere ya da temettü ödeyen şirketleri bünyesinde barındıran büyüme-gelir sağlayan yatırım fonlarına yatırdığınızı düşünün.

İlk yılın sonunda 3.000 dolar temettü alırsınız. Bu da nakit akışınızda 4.000 dolar eksiklik olduğu anlamına gelir. Aradaki farkı da sermayenize el atarak yani 12 ay önce oluşturduğunuz portföyden 4.000 dolarlık hisse ya da yatırım fonu satarak karşılarsınız.

Finans camiasında, sermayeye dadanmak hoş görülmez fakat bu durumda bazı varsayımlar altında mantıklıdır. Hisse senedi fiyatlarının zamanla yükseleceğine ve şirketlerin temettülerini de aynı oranda arttıracaklarına inanmalısınız. Şirketlerin geçmişte olduğu gibi yıllık %10-11 yükseleceğini varsaymalısınız.

%7’lik nakit akışına ulaşmanız için birkaç yıl sermayenizi satmanız gerekebilir fakat portföyünüzdeki şirketler temettülerini arttırdıkça eninde sonunda hiç hisse satmadan 7.000 dolar sınırına erişeceksiniz. Eğer şirketler söylendiği gibi performans gösterirlerse yirmi yıl sonra portföyün değeri 349.140 dolara çıkar ve yıllık 7.000 dolarlık getirinin yanında portföyünüzü de üçe katlamış olursunuz. Eğer 100.000 dolarlık tahvil alsaydınız en fazla 100.000 dolarınızı geri alırdınız.

Boğa piyasasında, bu plan çantada kekliktir. Mesela geçen sene hisse senedi piyasası toplamda %37 yükseldi. Bu şartlarda 7.000 dolar çekebilirdiniz ve hala 30.000 dolar daha zengin olurdunuz. Ana endişem ise bu sistemin ayı piyasasında nasıl çalıştığıydı. Bununla ilgili bilgisayarda uzmanlarla iki felaket senaryosu denedik. İlkinde, 100.000 doları yatırdığınız günün ertesinde hisse senedi piyasası %25 düşüyor. İkincisinde ise, temettüler ve hisse senetleri yirmi yıl boyunca beklediğimiz değerin yarısı kadar artıyor. “Çakılma Korkusu”nda belirttiğimiz gibi bilgisayar sonuçları iyi çıktı. Birinci varsayımda 7.000 dolarınızı çekebilir ve yine de 20 yılın sonunda 185.350 dolarlık bir portföyünüz olurdu. İkincisinde ise 100.000 dolarınız olurdu yani tahvile yatırdığınız parayı alırdınız. Scott Burns’ün şüphelendiği yer de burasıydı.  

Birkaç aracı kurumun yardımıyla Burns, planı Standard & Poor’s 500’de ve birkaç endekste daha gerçek verilerle 1960’lara kadar giderek test etti. Gerçek dünyadan veriler kullarak Burns benim hayali iki senaryomdan daha kötü bir senaryo buldu: 1970’lerin başında yaşanan tüm düzeltmelerin anası olan Büyük Düzeltme. Bu felakette, hisse senetleri hızlıca %40 düştü ve 1980’lerin başına kadar düştükleri yere çıkamadılar. Piyasanın zirvesinde alım yapan ve planı takip ederek yılda 7.000 dolar para çeken her talihsiz yatırımcı iflas ederdi. Bir sonraki boğa piyasası geldiğinde, hesapta hiç para kalmazdı.

Zayıf bir ihtimal de olsa Burns’un bilgisayarına virüs girmiş olduğunu düşünerek, birinci görüşüme dair ikinci görüşü için ikinci bir görüş aradım.  Boston merkezli yatırım fonu yönetim şirketi olan Keystone’dan John McAllister, 1935 yılından beri düzenli temettü ödeme alışkanlığı olan S-1 olarak da bilinen Keystone Büyüme ve Gelir fonunda bu testi yapmamıza izin verdi. Sonuçlar hayal kırıklığı yaratıyordu. Eğer Ocak 1973’te piyasa zirvedeyken S-1’e 100.000 dolar koysaydınız ve sonrasında her yıl 7.000 dolar çekseydiniz, 1991’de meteliğe kurşun atardınız.

Burns bunu ortaya çıkardığı için övgüyü hak ediyor. Açıkçası, %40 düşüşten sonra 10 yıllık bir ayı piyasasının takip ettiği piyasa zirvesinden önce hisse senedi ya da yatırım fonu alacak kadar kötü şanslı olmak ve 7.000 dolar çekmek güvenli bir hareket olmazdı.

Şimdi bu %7 sayısını rastgele seçmiştim. Eğer geçen sonbaharda biraz daha düşünseydim hastanelerin, müzelerin ya da üniversitelerin bağış fonlarından çektikleri parayı %5 ile sınırlandırdıklarını hatırlardım. Bu fonları yöneten vekiller çok ihtiyatlı insanlardır. Bu %5 rakamını bir sebepten dolayı seçmiş olmalılar.

Bunu göz önünde bulundurarak, 1973 Ayı Piyasasından önce zirveden alım yapacak kadar şanssız birine Keystone’nun S-1 fonundan %5 çekim yapmak üzere alım yapacak şekilde test yapmasını istedim. 5 yıl sonra, 100.000 dolarlık yatırım 52.567 dolara düştü fakat sonunda hisse senetleri düşen fiyatlar ve düzenli para çekmeyi dengeleyecek şekilde yükselmeye başladı. 20 yılın sonunda, portföy 107.653 dolar ediyordu yani az da olsa 7.653 dolarlık bir kâr vardı.

Diyelim ki, 20 yılda 100.000 dolara yıllık %5 getiri artı 7.653 dolar sermaye kazancı övünülecek bir şey değil. Fakat 1929’dan beri yaşanan en kötü senaryoyu konuştuğumuzu unutmayın. 1973’teki hisse senetlerinin düşecek çok yerleri vardı çünkü çok saçma fiyatlara satılıyorlardı. Mesela Polaroid 90 F/K’dan, McDonald’s 83 F/K’dan, Disney 76 F/K’dan işlem görüyordu.

Bugün Dow, Wall Street analistlerinin 1996 kâr tahminlerinin 16 katına işlem görüyor. Bu da onu 10-20 F/K aralığının ortasına, 50 yıldır salındığı aralığın ortalarına getiriyor. Eğer Dow önümüzdeki hafta 15.000’e giderse ve siz de 100.000 dolar yatırırsanız size garanti ederim ki ister %5 çekme, ister %0 çekme planı olsun sonuçlardan mutsuz olursunuz. Çünkü o zaman piyasa 45 F/K’ya çıkar ve nahoş bir düzeltme kaçınılmaz olur. Düzeltme olmazsa fiyatlar 12-15 sene yatayda kalır ve kârların yetişmesini bekler. İnsanlar bazı şeylere ahmakça fiyat ödemeye razı oldukları sürece, hiçbir plan dört dörtlük değildir.

Bununla birlikte %5 nakit çekim planı en azından 1960 yılına kadar uzanan testlerde işe yarar gözüküyor. En kötü senaryoda biraz para kazanırken, en iyi senaryoda tonla para kazanıyorsunuz. Eğer zamanlamanız doğruysa ve 1982 boğa piyasasının başında S-1 fonu almış olsaydunız geçen yılın sonunda 360.314 dolarınız olurdu.

Bu arada, Burns ikinci fikrine ek bir yazı yazdı ve 1965 yılına kadar gidecek şekilde %6 nakit çekim oranını Lipper Büyüme ve Gelir Fon Endeksine uyguladı. Endeksi içine alan en kötü senaryoda 100.000 dolar yatırıp her sene 6.000 dolar çekerseniz sonunda 133.869 dolarınız olur. En iyi senaryoda ise 914.682 dolarınız olur ki bu 100.000 dolarlık tahvil anaparasına göre çok büyük bir gelişme anlamına geliyor.

DEĞİŞMEYEN TEMEL NOKTALAR

Eski bir konuya her döndüğümde, birileri kaçırmış olabilir diye bazı önemli noktaları vurgulama fırsatını hiç kaçırmam. İşte size üzerinde düşünülecek birkaç şey.

  • Eğer piyasa zamanlaması çok mükemmel bir stratejiyse neden Forbes’in en zengin Amerikalılar listesinde bu stratejiyi uygulayan bir tane isim bile göremiyoruz?
  • Düşüşlerden kaçınmak için hisse senedi piyasasından çıkanlar bir sonraki ralliyi kaçıracak favori isimlerdir. Eğer şirket kârlarının artacağına inanmıyorsanız, piyasadaki düşüşü kaldıramazsınız. Hisse senedi ya da hisse yatırım fonu almayın.
  • Eğer 40 yıldaki kritik 40 ayda hisse senedi piyasasında değilseniz yıllık hisse kazancınız %11, 4’ten %2,7’ye düşer. Mevduat getirisinden daha düşük performans gösterirsiniz.
  • Bu yüzyılda, kabaca her iki yılda bir %10 ve üzeri 53 düzeltme yaşadık. Her altı yılda bir, %25 ve üzeri 15 düzeltme gördük. Bu düşüşler normaldir ve bu işin olmazsa olmazıdır.
  • Hisse senetleri piyango bileti değildir. Her hissenin arkasında bir şirket vardır. Hisse senedi fiyatları ortalama yıllık %8 yükselir çünkü şirketlerin kârları yıllık %8 yükselir. Buna yıllık %2,5 temettüyü de ekleyin (bugünün oranları) ve yıllık toplam getiri %10,5 olur: Temettüler de şirket kârları gibi yıllık ortalama %8 artar.
  • Eğer şirket kârlarının ortalama normalin yarısı kadar yani %4 artacağı bir ekonomik çöküşe girsek bile, şirket fiyatları da buna uyum sağlayıp yıllık %4 artmalı. %2,5 temettüyü de varsayarsak, %6.5 getiri elde edersiniz ki bu yine de %6 getirili bir tahvilden iyidir.
  • Hisse senetleri son dokuz 10 yılın sekizinde tahvilleri geride bırakmışlardır ve içinde bulunduğumuz on yılın yarısında da oldukça öndeler.
  • 1965’ten beri 30 yıl boyunca yılda bir kere hisse senedi alsanız ve yılın en kötü gününü (hisse senetlerinin fiyatının en yüksek olduğu zaman) seçecek kadar şanssız olsanız bile yıllık %10,6’lık getiriye ulaşırsınız. Eğer oldukça şanslıysanız ve otuz yıl boyunca ard arda en iyi günde yatırım yapsaydınız, yıllık %11,7’lik getiri elde ederdiniz. Yani mükemmel zamanlama ile dehşet derecede kötü zamanlama arasındaki fark %1,1’dir. Yani zamanlama tantanasının yararı çok azdır.
  • Bir düzeltme ya da ayı piyasasında mükemmel şirketlerin, iyi şirketlerin, ortalama şirketlerin ve kötü şirketlerin hepsinin hisse fiyatları düşer. Düzeltmeler favori şirketlerinizi kelepir fiyata almak için mükemmel fırsatlar sunar.

Peter Lynch, John Rothchild ile birlikte Investor’s Edge’de yazıyor ve Fİdelity Magement and Research’ün başkan yardımcısı. Üçüncü kitapları Kazanmayı Öğren Simon &Schuster’den kısa süre önce piyasaya çıktı.

4 Yorum

  1. ekonomiprofili demiş ki:

    emeğinize sağlık hocam. bir daha ve bir daha çevirinizle anlıyorum ki temeli olan uzun vadeli şirketlerle ortaklık kurmak en mükemmel seçenek olmayabilir ancak en güvenilir yöntem. yükseldi zirveden sat, düştü dipten al stratejisi kulağa çok keyifli gelse de piyasa zamanlaması hem daha çok komisyon ödemeye, hem fazladan strese hem de bir hissenin arkasından bakmaya neden olabilir. değerli bir çeviri olmuş. tekrar teşekkür ederim.

    Temmuz 8, 2021
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Selamlar,

      Duygularına hakim olmayı az da olsa başarabilen herkes rekabetçi üstünlüğü olan hissedar dostu şirketlerin uzun vadeli ortağı olabilir. Bence kurtuluşumuz da burada.

      Çeviriyi beğendiğinize sevindim. Vaktim oldukça ara ara böyle şeylere devam etmek istiyorum.

      Saygılar.

      Temmuz 9, 2021
  2. itfo_ demiş ki:

    çok üst düzey yazılar bunlar abi, para ile bulamayız. Eline Emeğine sağlık

    Temmuz 8, 2021
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Selamlar İtfo. Bu yorumlar benim için çok değerli. Çok teşekkür ederim. 🙂

      Temmuz 9, 2021

Yorumunuzu Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.