Çoğu insan Warren Buffett’a baktığında müthiş bir uzun vadeli yatırımcı görür.
Yetenekli ve dürüst kişiler tarafından yönetilen, ekonomik hendeklerle çevrili müthiş şirketleri değerinin altındaki fiyatlarda alan, sonra da bu durum bozuluncaya kadar ya da birisi şirketlerine ederinin çok üstünde fiyatlar verinceye kadar tutar.
Fakat bu olağanüstü yatırımcının hayattaki ilkeleri pek dikkat çekmez. Ona çok büyük başarıları büyük fedakarlıklarla hediye eden ilkelerini…
Bu kurallara yakından baktığımızda: Sadece hedeflerine odaklanmak, hedeflerin haricindeki herşeye “Hayır!” diyebilmek, etrafını güvenebileceğin insanlarla doldurmak olduklarını görürüz. Bazen aileye, bazen en büyük zevklere hayır diyebilmek…
Her ne kadar üç satırda yazılsa da bu cümleler; insanların bir çoğunun hayal bile edemeyeceği, yapamadığını kabul dahi etmeyeceği ve belki de hiç ulaşma şansı bulamayacağı şeyler.
Şimdi Warren Buffett’ı yatırım stratejisi yönünden değil de hayatına uyguladığı ilkeler yönünden inceleyelim.
Jesse Livermore gelmiş geçmiş en iyi işlemcilerden biri olarak bilinir ve 1928 yılında yazılan “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” kitabının da baş kahramanıdır.
Ayrıca 1940 yılında da “Hisse senetlerinde Nasıl İşlem Yapılmalı?” isimli kitabı da var.
1877 yılında doğan bu ünlü işlemcinin serveti 1929 yılında 100 milyon doların üzerine çıkmış. Bu günün parasıyla aşağı yukarı 6-7 milyar dolar civarında.
Ünlü işlemcinin en büyük özelliklerinden biri de sadece kendi parasını yönetmesi.
Sürü psikolojisi ve insan davranışları değişmediği için Jesse Livermore’un uyguladığı strateji ve kurallar günümüzde de geçerli olarak kabul ediliyor. Teknoloji ne kadar hızlı değişse de insan beyni buna aynı hızda ayak uyduramıyor.
Şimdi size bu ünlü yatırımcının işlemler ve insan doğası ile ilgili sözlerini çevireceğim.
Kendisi Warren Buffett’ın servetini kazanmasında büyük pay sahibi olan araç sigorta şirketi GEICO’nun hisse senedi yatırımlarını yöneten kişi olarak biliniyor. Hatta yaşlılıktan işi bırakana kadar Warren Buffett’ın yedeği olarak belirlenmişti. Fakat Buffett’tan önce işi bırakıp emekliye ayrıldı.
Uzun vadeli yatırım yapan eski toprakların her bilgi kırıntısına ihtiyacımız var. Bu yüzden çok bilinmeyen bu değer yatırımcısının röportajını çevirmeye karar verdim.
Piyasa zamanlaması (market timing) her yatırımcının rüyalarını süsleyen ve %99’umuzun (itiraf etsek de etmesek de) yapmaya çalıştığı bir eylemdir. Düşükken alıp yüksekten satmak, piyasa düşerken dışarıdan izlerken tüm yükselişlerde içinde olmak… Ne güzel olurdu değil mi?
Hangimiz şu sözleri işitmedik ki?: “Biraz daha düşsün alacağım, seçim geçsin alacağım, eğer şu olursa satacağım, kriz geliyor dışarıda durmak lazım.”
Ya da biraz daha genişletelim: “2008 krizinin en dibinde şu hisse senedini alsaydın şimdi köşe olmuştun. 2001 krizinde şu kadar lot hisse senedi alsaydın şimdi Hawai’de sörf yapıyordun vs vs.”
Ama bakın Vanguard Yatırım Fonlarının kurucusu John C. Bogle bu konuda ne diyor:
Piyasa tepedeyken satmak ve dipteyken almak çok güzel olurdu fakat 55 yıllık iş hayatımında sadece bunun nasıl yapılacağını bilen birini değil, bunun nasıl yapılacağını bilen birini tanıyan birini de görmedim.
Ya da Peter Mallouk:
Bütün kariyerim boyunca, kişisel olarak tam tepedeyken piyasadan çıkıp, en dipten piyasaya giren bir yatırımcı görmedim. Bir kez bile… Ve, bunu yapanın sürekli olarak tekrar etmesi gerekir. Profesyoneller bile bunu yapamazken, kankanızın bunu yapabileceğini mi düşünüyorsunuz? İstatistikler, olasılıklar ve ortak akıl bunun olamayacağını söylüyor.
Yani dostlar bir daha piyasa zamanlaması ile ilgili bir şey duyduğunuzda aklınıza ünlü yatırımcıların sözleri gelsin.
Bir müjde vererek başlayayım. ‘Çoğumuz yaptığımız günlük piyasa tahminlerinde yanılacağız. Her sene sürekli haklı çıkanların oranı ise %0,000000001’i geçmeyecek. Ahım şahım yorumcularınki bile…