Herkese selamlar. Ayı piyasasında birinci yılı az çok geride bıraktık. Bu haftayı ise bankalarda yaşanan ani yükseliş ile kapatıyoruz.
Kimse düşüşün ne zaman son bulacağını ve yükselişin ne zaman başlayacağını bilmiyor. Bu işin ustaları olasılıktan bahsedip senaryolarda nasıl davranacaklarını açıklarken, bildiğini sananların “Bakın bilmiştim, şöyle böyle olur demiştim oldu.” şeklinde yazılarını görüyoruz. Piyasada en çok rağbet gören de bunlar sanırım.
Etrafta çok fazla gürültü var. Suriye meselesi, iç ekonomik meseleler, Çin – ABD çekişmesi, seçimler, Brexit, faiz artışları…
Yani kısacası kimse ne olacağını bilmiyor, kimse harekete geçemiyor.
Bu blogda kendi düşüncelerimi ve insanlarda gözlemlediklerimi de ara sıra paylaşıyorum. Şimdi de ayı piyasası insanları bezdirmişken yaşanan yükselişi ve genel birkaç gözlemimi paylaşmak istiyorum.
Belki 10 sene sonra biri bunları okuduğunda: “Vay be hiç bir şey değişmemiş!” der. Ya da ben okuduğumda ne kadar da yanlış düşünüyormuşum falan derim.
Belki de beraber tartışıp biraz betin fırtınası yaparız.
Hadi başlayalım.




