Bu aralar davranışsal finansa takmış durumdayım. Az zamanda önüme ne gelirse okumaya çalışıyorum. Şuanki ilgi alanım ise önyargılarımız.
Yatırım yaparken hepimizin farkettiği bir nokta var. Aslında iyi şirketleri belirlemek çok da zor değil. Zor olan on bin yıllık güdülerine hakim olarak onlara gerektiği kadar tutunabilmek. Zor mu? Çok zor.
İnsanın kendi ile savaşması gerekiyor. Ve bu savaş ne kadar bilinçli olarak yapılırsa istenen sonuçlara ulaşmak da o kadar kolay oluyor.
İçine girince farkettim ki meğer ne önyargılarım, ne arızalarım varmış da haberim yokmuş.
İlk inceleyeceğim ise Türkçe’ye “Çıpalama Önyargısı” olarak çevrilen “Anchoring Bias”.
Şimdi bu biricik önyargımızın tanımını verelim ve bizi nasıl etkiliyor ona bakalım.
25 yıl boyunca sürekli verdiği temettüyü arttıran S&P 500’de işlem gören şirketlere Dividend Aristocrats diyoruz.
Şu anda bu listede tam 57 tane şirket var ve özellikle 2009’dan beri bu şirketlerin oluşturduğu endeksin performansı S&P 500’ü geçmiş durumda.
Doğaldır ki liste sürekli aynı kalmıyor; birleşmeler, satın almalar oluyor. Temettüsünü 24 yıldan 25’e çıkaranlar ya da çok nadir de olsa temettüsünü arttırmayı sürdüremeyip listeden düşenler oluyor.
Şimdi temettüsünü 25 yıl boyunca arttıran Dividend Aristocrats listesini 2019 yılı için güncelleyelim.
Umarım 25 yıldır temettüsünü arttıran şirketleri bir gün ülkemizde de görürüz.
Herkese selamlar. Ay sonu geldiğine göre finansal bağımsızlığımı kazanmak için oluşturduğum portföyümün yirmi üçüncüsünü paylaşabilirim.
Ocak ayı her ne kadar takvimlerde otuz bir gün olarak gözüksede bana yaklaşık yüz gün gibi geldi. Geçmek bilmedi ama sonunda tarihin tozlu sayfalarına karıştı.
Bu ay borsalarda çoğu oyuncu için şaşırtıcı bir ralli yaşadık. Bankalar öncülüğünde bir çok hisse senedinin fiyatlarında uzun süredir görmediğimiz artışlara şahit olduk.
Bazen alım yaptığımda kör kuyuya taş attığımı düşünsem de alım yapmayı hiç bir zaman kesmiyorum. Az çok devam ediyorum. Zaten herkesin morali bozukken ve olumsuzluğa batmışken sürüye katılmanın bir mantığı yok.
Çoğu insan Warren Buffett’a baktığında müthiş bir uzun vadeli yatırımcı görür.
Yetenekli ve dürüst kişiler tarafından yönetilen, ekonomik hendeklerle çevrili müthiş şirketleri değerinin altındaki fiyatlarda alan, sonra da bu durum bozuluncaya kadar ya da birisi şirketlerine ederinin çok üstünde fiyatlar verinceye kadar tutar.
Fakat bu olağanüstü yatırımcının hayattaki ilkeleri pek dikkat çekmez. Ona çok büyük başarıları büyük fedakarlıklarla hediye eden ilkelerini…
Bu kurallara yakından baktığımızda: Sadece hedeflerine odaklanmak, hedeflerin haricindeki herşeye “Hayır!” diyebilmek, etrafını güvenebileceğin insanlarla doldurmak olduklarını görürüz. Bazen aileye, bazen en büyük zevklere hayır diyebilmek…
Her ne kadar üç satırda yazılsa da bu cümleler; insanların bir çoğunun hayal bile edemeyeceği, yapamadığını kabul dahi etmeyeceği ve belki de hiç ulaşma şansı bulamayacağı şeyler.
Şimdi Warren Buffett’ı yatırım stratejisi yönünden değil de hayatına uyguladığı ilkeler yönünden inceleyelim.