Savaş Ortamında Portföy Yönetimi: Hayatta Kalmak mı, Kazanmak mı?

Herkese selamlar.

Savaş başladı. Piyasa artık yüksek olasılıkla tahmin edilebilir bir yer değil. Böyle zamanlarda yatırımcının tek bir görevi vardır: Hayatta kalmak.

Bu yazıda size ne yaptığımdan daha çok neden yaptığımı anlatacağım. Ayrıca birkaç hatamdan da bahsedeceğim.

Bazen aradan yıllar geçtikten sonra ne düşünmüşüm ve bu düşündüklerimi nasıl uygulamışım diye yazdıklarımı tekrar okumak çok iyi oluyor. İnsan boğa piyasasında hisse senetlerinden para kazanmanın çok kolay olduğu konusunda kendini kandırıyor.

Ama boğa piyasalarında para kazanmanın ilk koşulu böyle havalarda hayatta kalabilmektir. Moralimiz bozulabilir, yara alabiliriz fakat inşallah bu zor durumu da hep birlikte atlatacağız.

Hadi başlayalım.

Planım Neydi?

Sizlere “Şubat 2026 Sonu Portföy Durumu” yazımda olası bir savaşla ilgili dört adımdan bahsetmiştim. Bunları bilmenin imkânsız olduğunu ve bu sebeple olabilecek senaryolara şimdiden hazırlanmak yerine (örnek olarak: Savaş çıkabilir, portföyü boşaltayım vs gibi) mevcut durumda ne haldeyiz ve bunu göz önünde bulundurarak ne yapabiliriz sorularına cevap vererek ilerlemenin daha doğru olacağını belirtmiştim.

Peki pozisyon almak için bilmemiz gereken ön koşullar neydi?

  1. ABD ve İran arasında yaşanacak bir savaş olacak mı? Öncelikle bunu tahmin etmeniz gerekiyor.
  2. Sonra bu savaşın ne kadar süreceği, nasıl ilerleyeceğini ve sonuçlarının neler olacağını doğru olarak tahmin etmeniz gerekiyor.
  3. Sonrasında da bu sonuçların hisse senetlerine ve diğer yatırım enstrümanlarına olası etkilerini kestirmeniz gerekiyor.
  4. En son olarak da bu olayların şirketlere olası etkilerini doğru tahmin edip ona göre pozisyon almanız gerekiyor.

Savaş Neyi Değiştirdi?

Savaş maalesef başladı ve sonuçları bizim ve dünya için ne olacak bilmiyoruz.

Fakat şu an görünen bize enflasyonist etkileri olacağı ve politika yapıcılardan da buna karşı bir tepki göreceği yönünde.

Özellikle petrol ürünlerine gelen zamlarla bunun etkilerini görmeye başladık.

Faiz indirimleri durdu ve belki de enerji fiyatlarındaki artış sebebi ile faiz artışı göreceğiz.

Ya da bu savaş haftaya bitecek ve etkileri sınırlı kalacak. Bilmiyoruz.

Portföyde Ne Yaptım? Hatalarım Neydi?

Kaldıraç kullanmadığımı ve %60 hisse senedi taşıdığımı söylemiştim. Düşüşlerde hisse sayısını azaltarak yola devam edeceğimi de belirtmiştim. Ana senaryom faizlerin düşeceği ve GYO’ların bundan çok olumlu etkileneceği yönündeydi. NAD iskontosu kapandıkça bu olumlu gidişatı fiyatlarda da görmeye devam edecektik.

Öte yandan dünya turizminin de artış ivmesine devam edeceği yönünde planımı kurmuştum.

Sistemim gereği %25’te zarar kesme ya da düşen hisse senedinden daha fazla alma arasında karar vermem gerekiyordu. Benim için düşen hisselerde hiçbir şey yapmamak maalesef bir seçenek değil.

Bu sebeple SNGYO pozisyonunu %25 zararla kapattım. Zararımı kontrol altına almam gerekiyordu. Doğru karar verip vermediğimi ilerleyen zamanlarda görürüz.

Ayrıca CATES pozisyonumu sonlandırdım. EKGYO pozisyonunu da yarıya yakın oranında azalttım.

Ek olarak savaş başlamadan Amerika Petrol Şirketleri ETF’i olan XLE eklemeye başlamıştım. Maalesef pozisyonu yeterli büyüklüğe çıkartamadan fiyatı bayağı yükseldi. Petrol ve doğalgazdaki fiyat artışından en fazla olumlu etkilenecek şirketler ABD şirketleri.

Burada alım yönünde yavaş davrandım. Bu da benim hatalarımdan bir tanesi. Analiz ve uygulama arasında çok gecikme yaşıyorum. Bu çok sık yaptığım bir şey olmaya başladı.

Zamanında Stanley Druckenmiller’ın bir röportajında kendisine “Çok zeki misiniz?” diye sormuşlardı. O da “Çok zeki değilim ama tetiği çok hızlı çekerim” (pull the trigger) demişti. Bazen maalesef düşüncelerimle uygulamalarım arasındaki zaman farkı çok açılıyor. Bunu da bir şekilde geliştirmem lazım.

İki tür hata var: Mistake Of Omission ve Mistake of Comission. Omission yapmadığın şeylerden dolayı kaybettiklerin anlamına geliyor. Bu tam da böyle bir hata oldu.

Yine de XLE pozisyonumu ufak ufak arttıracağım. Petrol hakkındaki düşüncelerimi savaştan bağımsız olarak başka bir yazıda anlatırım. Bu pozisyon ABD borsalarındaki varlığımın temelini oluşturacak.

GLYHO ve RYGYO Pozisyonları

Gelelim ana pozisyonuma ya da daha doğru bir tabirle fasulyenin faydalarına.

GLYHO ve RYGYO pozisyonlarımı çok çok az arttırdım fakat olası bir kötü durumda her pozisyon düşüşten etkilenecektir. Bundan maalesef kaçış yok.

Tabiri caiz ise Cruise şirketlerini ABD borsalarında doğruyorlar. COVID’de de aynı şey olmuştu. Bu şirketler ilk açığa satılacak şirketlerin başında geliyor. Hem yakıt maliyetleri artıyor hem de gemileri doldurmak için yaptıkları indirimler sebebi ile kâr marjları düşüyor. Yüksek borçlu oldukları için de katmerli etkileniyorlar.

Cruise şirketi bu sebeplerle zorlanırken GLYHO liman işletmecisi olduğu için onlardan daha az etkilenecektir. Hatta sonrasında bu işten daha da güçlenerek çıkacaktır. Çünkü liman ihalelerinde GLYHO’nun karşısına cruise şirketleri rakip olarak çıkıyor ve rekabeti arttırıyordu.

Cruise şirketleri can derdine düşmüşken GLYHO ihaleleri çok fazla rakip olmadan alabiliyor. Mesela şirket Karayiplere böyle girmişti.

Bu tabii ki hiç yara almayacağı anlamına gelmez. Yolcu sayıları düşebilir ya da limanlarda harcadıkları para azalabilir. Kısa vadede fiyatların nereye gideceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Fakat, savaş ve jeopolitik risklerin zirve yaptığı kısa-orta vadede turizm işi ile uğraştığımız için zorlanacağımız kesin. Umarım çok fazla uzamadan bu savaş biter ve Avrupa Kruvaziyer sezonunu kaçırmadan yolumuza devam edebiliriz. Yoksa bu sene FAVÖK etkilenebilir.

RYGYO’da zaten yabancı alımı devam ediyor. Orada onlar ne derse o olacak. Fakat buradaki pozisyonum yabancının alıma devam etmesi sebebi ile almamıştım. Bu da bir etkendi ama ana amacım şirketin depo yatırımları ve büyümesinden faydalanmak.

İnşallah hisselerimin tepeden %25 düşmesi sonucunda “satmalı mıyım ya da daha fazla mı almalıyım” diye karar vermek zorunda kalacağım bir duruma yeniden düşmem.

Asıl Amaç Hayatta Kalmak: Sonuç ve Dersler

Nakit akışını bir terzi titizliği ile ayarlamamız gereken zamanlardan geçiyoruz. Önceliğim kârı en yüksek düzeye çıkarmak değil. Hayatta kalmak ve bu süreci en az hasarla atlatabilmek.

Umarım bu süreci hepimiz en az hasarla atlatabiliriz.

Siz kendi ayarlamalarınızı yaptınız mı? Bu süreci nasıl yönetiyorsunuz? Fikirlerinizi duymak isterim.

Yazıyı kapatmadan bir şeyi tekrar etmeme izin verin. Böyle dalgalanmalar hep olacaktır. Hatta ömrümüz boyunca 2-3 çok büyük krizle de karşı karşıya kalacağız. İstatistikler bunu gösteriyor. Bütün bu belirsizlik içinde önceliğimiz kârı maksimuma çıkarmak olmamalı. Hayatta kalmak olmalı.

Ancak finansal olarak hayatta kalabilirsek yarın karşımıza çıkacak fırsatları değerlendirebiliriz.

Bu disipline mutlaka sahip olmalı ve kendimizi mahvedecek hatalardan ve eylemlerden kaçınmalıyız.

Herkese bol kazançlar dilerim. Daha iyi günlerde görüşmek üzere.

Saygılar.

Tek Yorum

  1. Burak Okan (Okan10tr) demiş ki:

    Değerlendirmeleriniz için teşekkürler.

    Savaş süreci daha da uzarsa ki Washington Post ‘da bugün düşen bir yazıda bir kaç hafta sürecek bir kara operasyonu yapılmasının azımsanmayacak bir olasılıkla masada olduğu yönünde çıkan haberden sonra, uzayacak gibi görünüyor, bu durumda Ülkemiz açısından 2026 yılı teması tekrardan ciddi şekilde değişmiş olabilir diye düşünüyorum.

    Öncelikle bir kaç toplantıdır yapılan faiz indirimlerinin-hoş genelde 100 BPS gibi indirimler olması nedeniyle reel ekonomiye etkisi çok sınırlı oldu- son toplantıda pas geçilerek sonlandırılması, hatta ilave olarak piyasa sıkılaştırıcı araçların kullanılması reel ekonomide hem kredi hem mevduat faiz oranlarının tekrar artmasına neden oldu. Zaten mevcut MB yönetimi sıkılaştırıcı ya da gevşetici para politikalarını artık gösterge faizin yanı sıra arka plandaki diğer araçların kullanılması suretiyle de yönetiyor. Bu nedenle görünürde politika faizi sabit de kalsa ya da 100 BPS gibi indirimler de olsa reelde bunun yansıması o şekilde olmuyor.

    Fazla yazdım ve uzattım sanırım 🙂 Bunlardan hareketle kendi adıma yine gıda perakende tarafının bu sene de güçlü devam edeceğini düşünüyorum. Nitekim enflasyon oranları yüksek seyretmeye devam edecek gibi, bu da sektör için 2025 yılı temasına benzer sonuçlar doğurabilir. Enerji ve savunma sanayi şirketlerinin güçlü kalmaya devam edeceği öngörülüyor genel kanı olarak. Kendi adıma geçtiğimiz sene uzunca bir süredir taşımakta olduğum GWIND hissesi ile vedalaşmıştım. Hep yüksek hedef fiyatlar verilen fakat yanına bile yaklaşamayan bir hisse oldu. Hep söylenen katalizör eksikliği durumu sanırım… Fakat yağışların ve rüzgarların bu sene iyi olması, baraj doluluk oranları gibi sebeplerle GWIND ve AYDEM gibi hisselerin bu sene güçlü olabileceği belirtiliyor. Benim bunlar özelinde güncel detaylı bilgim yok. Fakat sizin CATES ile neden vedalaştığınızı da merak ettim doğrusu. Enerji fiyatları, Ülkemizin bağımlılığı gibi noktalarda olumlu etkilenmesi beklenmez mi bu sene için? Sektörle ilgili yetersiz bilgim nedeniyle sorum size tuhaf gelmiş olabilir kusuruma bakmayın 🙂 Bir de pozisyonum yok ama ASTOR son yaptığı anlaşmalarla bende heyecan yarattı. Özellikle ABD tarafındaki yapay zeka temasının enerjiye ne kadar bağımlı olduğu herkesin malumu. Bu yüzden ABD ile anlaşmalar yapıyor olması ekstra kıymetli bence.

    Kendi portföyümde yaklaşık %10 kadar thyao ve tavhl taşıyorum. Savaş uzamazsa, hemen biterse diye diye ne ekleme yaptım ne de sattım. Tetiği hızlı çekmek deyiminize ben de en kötü karar kararsızlıktan iyidir şeklinde ekleme yapayım 🙂 Açıkçası “havadakiler” ve “yerdekiler” bağlamında bu hisseler için fikirlerinizi paylaşırsanız memnun olurum.

    Mart 29, 2026
    Yanıtla

Yorumunuzu Ekleyin

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.