Borç/Özsermaye Oranı Nedir? Ne İşe Yarar?

Herkese selamlar. Döviz fiyatları ve faizler artarken şirketlerin borçları daha bir önemli hale geldi. Bu fiyatlardan borcu döviz ve TL borcu olan şirketler artık daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalacaklar.

Borç konusunun daha önemli hale gelmesi dolayısıyla ben de Borç/Özsermaye oranının nasıl hesaplandığına kafa yorayım dedim. Bazı kaynaklarda Borç/Özkaynak oranı diye de geçiyor.

Önce bu oran nasıl hesaplanır ona bakalım, sonra kaç olması gerektiğine biraz değinelim. Son olarak da yorumlarken nelere dikkat etmemiz gerekir ona bakalım.

Hadi başlayalım.

debt-1500774_1920.png
Borç/Özsermaye Oranı Nedir? Ne işe yarar?

Borç/Özsermaye Oranı Nasıl Hesaplanır?

Borç/Özsermaye oranını şirketin toplam borçlarını özsermayesine bölerek buluyoruz. Özsermayeye İngilizcede Shareholders Equity deniyor, yani tam çevirirsek hissedar sermayesi.

Borç/Özsermaye Oranı: Toplam Borç/Toplam Özsermaye

Kısaca şirket yönetilirken ne kadar borç kullanıldığını ve her bir TL’lik özsermaye için ne kadar borç alındığını gösterir.

Bir örnek verecek olursak;

ASDF Ticaret’in 5000 TL özsermayesi olsun. Şirketin borcu da 500 TL olsun. Burada Borç/Özsermaye oranı: 500/5000=0.10 olur. Yani 1 TL’lik özsermayeye karşı 0.10 TL borcu var şirketin.

Yorumda şirketin çok borç kullanmadığını ve borç konusunda muhafazakar olduğunu söyleyebiliriz.

ZXCV Ticaret’e bakalım bir de. 5000 TL borcu olsun. Özsermayesi de 1000 TL olsun. Borç/Özsermaye oranı da 5000/1000= 5 olur. Yani şirket operasyonlarını sürdürürken ve yatırım yaparken yüksek kaldıraç kullanıyor diyebiliriz. Yani çok borçlu.

Borç/Özsermaye Oranı Kaç Olmalı?

Çok yüksek bir borç/özsermaye oranı şirketin aşırı borçlu olduğu anlamına gelebilir. Bu da onu faiz artışı, eğer döviz borcu varsa kur artışına karşı daha hassas yapabilir. Sonuçta faize ne kadar çok para giderse, hissedarlara o kadar az para kalır. Bir de daha yüksek faiz maliyetine katlandığında kayıp daha da büyük olur.

Çok düşük bir borç/sermaye oranı ise şirketin ucuz kaynağı kullanmadığı anlamına gelebilir. Bu da verimsizliğe sebep olabilir.

 

Şimdi bu iki senaryoyu biraz daha ayrıntılı inceleyelim.

ZXCV şirketinin CEO’suyum. Bir yatırım yapma kararı veriyorum ve 5000 TL borç alıyorum. 5000 TL’lik yatırımdan yılda 1000 TL yani %20 geri dönüş bekliyorum. Borcun faizi de %15. Bu noktada bu yatırımı yapmak kârlı olabilir diyerek yatırıma başlıyorum. Sonuçta kazanacağım para borcun faizinden daha fazla. Anaparayı da yeni borçla çevireceğim ödeyene kadar.

Eğer faizler yükselir ve %25’e çıkarsa ve ben yatırımdan %20 kazanıyorsam o zaman kârlılığım düşer ve zarar etmeye başlayabilirim. Sonuçta yaptığım yatırımdan elde ettiğim tutar faizi karşılamaya yetmez. Burada da ek borç bulmakta zorlanırım. Borç bulabildiğim sürece sıkıntı yok. Bulamazsam, ya da bulunmayacak zamanlar yaklaşırsa, faizler yükselirse, yatırımcılar benim borcumu sorgulamaya başlar.

Ya da ben yatırımcı olarak şirketin borç/özsermaye oranına dikkat etmeye başlarım. Sonuçta şirket borcuna daha fazla faiz ödeyecek ve daha az kazanacak.

Şimdi yukarıdaki ilk örneğime döneyim. ASDF şirketi de çok küçük bir borç/özsermaye oranı ile faaliyetlerine devam ediyor. Borcu (kaldıracı) daha az olduğu için bu faiz artışlarından daha az etkilenecek ya da hiç etkilenmeyecek. Kolay borç bulabilecek, az faiz ödeyecek.

Fakat bir de şöyle bir durum var. Şirketin önünde müthiş bir yatırım fırsatı var, yaptığı yatırımdan yıllık %25 kazanacak. Faiz oranları da %5. Fakat şirket borç almamakta direniyor. O zaman da bu durum verimsizliğe sebep olabilir ve hissederlerin değer kaybına yol açabilir.

Aslında görüldüğü gibi borç/özsermaye oranını yorumlarken çok katı olmamak ve şartlara göre değerlendirmek lazım.

Borç/Özsermaye Oranında Dikkat Edilmesi Gereken Şeyler Nelerdir?

  • Öncelikle çoğu oranda olduğu gibi elma ile armudu karıştırmamak lazım. Farklı endüstrilerdeki şirketlerin borç/özsermaye oranları farklılık gösterebilir. Mesela otomotiv şirketleri ile çimento şirketlerinde oranlar değişebilir. Aynı sektörden şirketleri karşılaştırmak daha sağlıklı sonuç verebilir.
  • Teknoloji şirketleri ve daha yoğun araştırma geliştirme yapan şirketlerin oranları 2’nin altında oluyor genellikle. Mesela APPLE’ın 0,96 civarlarında. ASELS’in borç/özsermaye oranı ise 0,10 civarlarında.
  • Büyük üretim yapan şirketlerin ve oturmuş şirketlerin ise bu oranı 4, 5 veya 6’ya kadar çıkabilir. Mesela Ford’unki 4.35 civarlarında. Burada APPLE ve FORD’u karşılaştırırken şöyle düşünmek lazım. APPLE’ın fazla fabrikası yok, arge’ye ve yeniliğe dayalı bir işletletme fakat FORD’un dünyanın her yerinde işletmesi gereken fabrikaları ve bunun için de sermayeye ihtiyacı var. Bu yüzden birinci maddede bahsettiğim gibi farklı endüstriden şirketleri karşılaştırmak yerine aynı endüstrideki şirketlere bakarak daha sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.
  • Bunun üstüne çıktığı zaman ise durup düşünmek gerekiyor. Bazen 10, 15 gibi oranlar da görülebiliyor. Ama çok nadir.  Bu şirketler çok kırılgan olarak değerlendiriliyor.
  • Eğer bu oran yukarı doğru çıkıyorsa yani, şirket durduk yere daha çok borç almaya başlıyorsa yine bir problem olabilir, iyi bakmak lazım. Aşağı düşüyorsa da şirket için iyi olabilir. Borçlarını kazandıklarıyla kapatıyor demektir.
  • Son olarak “borç” kısmına dikkat etmek gerekiyor. Şirketlerin bazen borç tanımları değişebiliyor.

Toparlarsam

Kısaca borç/özsermaye oranını aktarmaya çalıştım. Yüksek borçlu şirketler için zor geçecek bir yüksek kur yüksek faiz dönemine girmiş gibi duruyoruz. Daha yüksek kredi faizi şirketler için daha yüksek maliyet demek. Dövizle borçlanmalarda ise hem dolar faizlerindeki artışlar hem de doların fiyatındaki artışlar belirleyici olacak.

Uzun zamandır merak ettiğim bir konuyu daha inceleme fırsatı buldum. Bundan sonraki analizlerde bu oranı da kullanmaya başlayacağım.

Siz analizlerinizde bu oranı kulanıyor musunuz? Hangi seviyede olmasına dikkat ediyorsunuz? Biraz da sizden dinleyelim.

Saygılar.

6 Comments

  1. HAYKIRIS said:

    İlk zamanlar önem verdiğim bir orandı fakat sonraları pek dikkate almadım.
    Bir özsermaye kârlılığı kadar önemli değil. Ayrıca özsermaye kârlılığı her sektör için geçerli iken bu oran sizinde dediğiniz gibi sektörlere göre farklılık gösteriyor. En azından özsermaye kârlılığı düşük şirketlere yatırım yapmayabiliriz.

    Borç/Özsermaye oranının yüksek olması şirketin kırılganlığını artırır ve kur artışı vs. gibi nedenlerden dolayı oluşacak zararlar zaten özsermaye kârlılığı ve özsermaye büyümesini düşüreceğinden bu oranı pek dikkate almıyorum.

    Son olarak fazla ayrıntılara girmek kafa karışıklığına sebep oluyor. Bütün kriterlerden geçen şirket sayısı ya çok az ya da hiç olmuyor. Onu mu alsam, bunu mu alsam, şu oranlar yükseliyor, filan oranlar düşüyor derken iyice zihnimizi yoruyoruz. Oysa sadelik burada da çok önemli. Evet dişimizden, tırnağımızdan arttırdığımız birikimkerimiz çok önemli fakat dediğim gibi ayrıntılara daldıkça mantıklı ve hızlı karar veremiyoruz.

    Japonların çok sevdiğim bir sözü var. “Az çoktan fazladır.”

    Ha benim portföyümdeki hisse sayısı fazla iken, oran analizi az. Böylece çok hissenin takibini kolaylıkla yapıyor ve gereksiz yere düşen hisseleri ucuz fiyattan toplama imkanı buluyorum. Ne zaman alım yapacak olsam mutlaka fırsat veren hisseler oluyor. O yüzden çok şirket, az ayrıntı diyerek portföy çeşitliliğine önem veriyorum.

    May 21, 2018
    Reply
    • Lattedenborsaya said:

      Sayın Haykırış,

      Özsermaye kârlılık oranının önemi kesinlikle çok fazla. Üzerine ne kadar yazılsa az. Bu oranı ben de kullanmıyordum. Fakat borçların daha önemli hale geldiği dönemde bir bakmakta fayda var diye düşündüm.

      Ben de Japonların sadeliğine hayranım. Japon Kralı2nın Suudi Prensi’ni ağırladığı odadaki sadelik aklımdan çıkmaz. Fazla eşya gibi fazla formül de kafa karıştırabilir.

      Katkılarınız için çok teşekkür ederim.

      Saygılar.

      May 21, 2018
      Reply
  2. Fırat said:

    Merhaba,
    yine çok güzel bi yazı olmuş dostum, eline sağlık.

    Bu rasyoları toplayan bir bölüm ya da bir temettü yatırımcısı sıfırdan bir şirketin nelerine bakmalı (temettü verimi, nakit temettü oranı, ilgili rasyolar gibi..) bunları adım adım açıklayan bir yazı var mı aklında?

    Eğer böyle bir şey yazarsan ya da en azından yazdığın yazıları bir başlıkta toplarsan eminim yeni başlayanlar içinde çok yararlı olacaktır:)

    Kolaylıklar ve bol temettülü günler dilerim!

    May 22, 2018
    Reply
  3. Lattedenborsaya said:

    Sayın Fırat Bey,

    Çok teşekkür ederim. Belki ileride öyle bir şey yapabilirim. Adım adım temettü yatırımcılığı gibi:)

    Bol kazançlar dilerim.

    Saygılar.

    May 23, 2018
    Reply
  4. Hulusi C. said:

    Yiğit Bey Selamlar,

    Yine güzel bir konuya temas etmişsiniz, tebrik ederim.

    Warren Buffet’ın yönetimin kalitesini belirlerken ilk baktığı oranın borç/özsermaye (Debt/Equity) olduğu söylenir. Sektörel bazlı istisnaları olmakla birlikte genelde bu oran 0,5 ve altında ise o şirketlerin yönetimini başarılı bulur. Galiba burada borç (debt) ve yükümlülük (liabilty) arasında küçük bir nüans var. Investing.com sitesinden bu orana baktığınızda ticari borçları, ertelenmiş vergi varlıklarını, diğer bazı yükümlülükleri borç olarak hesaba katmadıklarını görüyoruz. Analiz yaparken sanırım bu farka da dikkat etmek gerekiyor.

    May 25, 2018
    Reply
  5. Lattedenborsaya said:

    Sayın Hulusi Bey,

    Değerli katkınız için çok teşekkür ederim. Warren Buffett borcu da, borçlu şirketleri de sevmez:) Uygun faiz alacaksa borç vermeyi seviyor ama:)

    Liability ve debt konusunda size katılmamak elde değil. Ben hazır kullanmak taraftarıyım. Investing.com kullanılabilir.

    Saygılar.

    May 26, 2018
    Reply

Leave a Reply

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.