Peter Lynch Makaleleri Serisi 19: Avantajınızı Kullanın

Herkese selamlar.

Peter Lynch bu makalede her fırsatta kullandığı meşhur yatırımcı avantajlarından bahsediyor.

Hisselerden 10-20-50 kat kazanmanın sırlarını açıklıyor.

Son olarak da bireysel yatırımcılara öğütler vererek yazısını bitiriyor.

Hadi başlayalım.

Peter Lynch Makaleleri Serisi 19: Avantajınızı Kullanın – Youtube Versiyonu

Avantajınızı Kullanın

1 milyon dolar yatırım yapmanın en iyi yolu nedir? Birinci tüyo: Sadece tüyo ile hisse almayın. Eğer o hisseyi seçmenizin tek nedeni bir uzmanın önerisiyse, gerçekten ihtiyacınız olan şey, parasını vererek profesyonel yardım almaktır. Yatırım fonları (bir zamanlar ben de birini yönetmiştim) uygun fiyata bu tür yardım almak isteyen insanlar için müthiş bir fikirdir.

Bu ülkede 4.000 tane hisse senedi fonu olmasının tümüyle olumlu bir gelişme olduğuna hala ikna olmuş değilim. Bu fonlara akan paranın çoğu, insanların kendi hisselerini seçemedikleri emeklilik ve emekli maaşı fonlarından geliyor. Ama paranın bir kısmının kaynağı da, geçmişte kendi hisse senedini seçmeye çalışıp başarısız olan ve denemeyi bırakan eski bireysel yatırımcılarıdır.

İnsanlar pul ya da halı koleksiyonculuğu, eski evleri alıp yenilemek gibi kârlı aktiviteler bulduklarında bunu tekrarlamak eğilimindedir. Eğer daha fazla insan bireysel yatırımlarında başarılı olsaydı, tahmin ediyorum ki şu an hala bunu yapıyor olurlardı. Özellikle ABD tarihindeki en büyük boğa piyasasında profesyoneller tarafından yönetilen fonlara kayan bu kadar yatırımcı görmezdik. Böyle bir piyasa ile tekrar karşılaşmamız için Halley Kuyruklu Yıldızının on kere dünyaya uğraması gerekiyor.

Eğer haklıysam, 1982’den beri 8 kat yükselmiş bir piyasada, çok büyük sayıda yatırımcı para kaybetmiş ya da yerinde saymış olmalı. Nasıl bu kadar çok insan bu kadar kötü performans göstermiş olabilir? Belki de her hafta yeni bir hisse alıp sattılar. Belki hiç bilmedikleri, bilançoları kötü, gelecekleri belirsiz şirketlerin hisselerini aldılar. Belki de işler kötüleşince hisseden çıkacak kadar hisseyi takip etmediler. Belki de hikayeyi kontrol etmeden zararda beklemekte ısrar ettiler. Belki hisse opsiyonu aldılar. Hikaye ne olursa olsun kendi yollarında gitmeyi beceremediler.

Kendimi tekrar etmek pahasına şunu söylemeliyim ki bu tür bir başarısızlık gereksizdir. Amatörler a) Amatör olmalarının avantajını kullanarak ve b) Kendi avantajlarını kullanarak sadece başarılı olmakla kalmazlar aynı zamanda Wall Street’i de yenebilirler. Neredeyse herkesin avantajı vardır. Mesele sadece bunun farkına varmaktadır.

Fon yöneticisi çok uzun bir hisse senedi listesine sahip olmaya zorlanırken, bireysel yatırımcıların birkaç tane ile yetinme lüksü vardır. Bu da seçici olma, sadece anladığınız, üstün bir ürünü olan ya da yayılma imkanı bulunan şirketlere yatırım yapma imkanı verir. İlk hissenizi almadan önce şirketin başarı hikayesini birçok yerde ya da piyasada tekrar etmesini (aynı mağaza satışları artarken, kâr artarken) bekleyebilirsiniz.

Eğer büyük işler başaran bu şirketlerden beş-on tanesini bulunduran bir portföy yapabilirseniz, bu şirketlerin 10, 20 hatta 50 kat değer artışı yaşaması ve sizin de yatırımlarınızdan 10, 20 hatta 50 kat para kazanmak için iyi bir şansınız var.

En eski Wall Street deyimlerinden biri ”Kazananlarınızın koşmasına izin verin, zararlarınızı ise kesin” der. Tam tersini yapıp çiçekleri koparıp dikenleri sulamak da çok kolaydır. Warren Buffett meşhur faaliyet raporlarında birinde bu sözüme atıf yapmıştı (benim için Beyaz Saraya davet edilmek kadar heyecanlı bir durumdu). Eğer portföyünüzde altın yumurtanız olacak kadar şanslıysanız, içinde bir iki tane de çürük yumurta olması pek sorun oluşturmaz. 6 hisslik bir portföy yaptınız diyelim.  İki tanesi ortalama, iki tanesi ortalama altı, biri de gerçek bir kaybeden olsun. Fakat bir tane de muhteşem performans gösteren hisseniz olsun. Bu kendi Coca-Cola ya da Gillette’niz olabilir. Bu hisse size her şeyden önce niye yatırım yaptığınızı hatırlatır. Başka bir deyişle, hisse senedi piyasasında iyi performans göstermek için her zaman haklı olmak zorunda değilsiniz. Eğer bir tane mükemmel büyüme şirketi bulursanız ve elinizde kârlarının artmasını görecek kadar uzun tutarsanız, getirisi portföydeki kötü yatırımlarınızı telafi etmelidir.

Bir çok kişi hatalı şekilde böyle bir yatırım bulmak için çok uzakları bakıp çok geniş bir araştırma yapması gerektiğini düşünüyor. Doğrusu böyle şirketleri fark etmemek imkansız. Bir sokak ötemizde ya da evimizin içinde bulunuyorlar. Yüzümüze bakıyorlar.

İşte burası kişisel olarak avantajınızı fark etmenizin fayda sağlayacağı yer. Hakkında çok şey bildiğiniz şey nedir? Avantajınız belki de mesleğinizden ya da hobinizden geliyor. Belki de anne-baba olmanızdan kaynaklanıyor. Amerikalı bütün bir nesil Gerber’in bebek maması ile büyüdü ve Gerber’in piyasa değeri 100 kat arttı. Eğer bebeğinizin yediği şeye yatırım yapsaydınız 10 bin doları 1 milyon dolar yapabilirdiniz. 50 kat artan Home Depot, Wal-Mart ve Dunkin’ Donut gibi şirketler, kendi işini kendileri yapanlar, alışverişçiler ve polisler için bariz başarı hikayeleriydi. Fakat bu söylediklerimden bir partide bahsederseniz de şöyle cevaplar alırsınız: “Böyle şanslar artık karşımıza çıkmıyor.”

Fakat çıkıyorlar. Mesela Microsoft’u düşünün. Keşke ben de alabilseydim.

Eğer kullandıkları teknolojiyi anlamıyorsam, teknoloji şirketlerinden uzak duruyordum fakat bu kuralımı tekrar değerlendirmeye başladım. Bilgisayarların hayatımızda giderek daha büyük yer kapladığını anlamak için ya da dünyadaki çoğu bilgisayarda kullanılan MS-DOS işletim sisteminin haklarına Microsoft’un sahip olduğunu bilmek için bilgisayar mühendisliğinde doktora yapmanıza gerek yoktu.

Ulu Microsoft’un sadece 11 yıldır halka açık olduğuna inanmak çok zor. Eğer bedelsizler düzeltildikten sonra hisse başı 78 sente halka arzdan alsaydınız, paranızı yüze katlamıştınız. Fakat o zaman pazara Apple hakimdi yani 1988’de Microsoft kendini kanıtlayana kadar beklemiş olabilirsiniz.

O zaman bile IBM ve benzerlerinin Microsoft’un işletim sistemi MS-DOS’u kullandığının farkına varmış olmalıydınız. Tabii ki IBM ve benzerleri pazar payı için savaşabilirdi fakat Microsoft yine de başarılı olurdu. Buna yatırımda eski savaş teorisi denir: Devam eden bir savaşta, savaşan şirketlerin hisselerini almayın, onlara mermi satan şirketlerin hisselerini alın. Bu durumda, mermileri Microsoft satıyordu. Şirket 1988’den bu yana 25’e katladı.

Devam eden bir savaşta, savaşan şirketlerin hisselerini almayın, onlara mermi satan şirketlerin hisselerini alın.

Peter Lynch

Microsoft bir daha dikkatinizi 1992’de, Windows 3.1 piyasa çıktığında çekebilirdi. Altı haftada 3 milyon kopya satıldı. Eğer bu ürünün satış gücüne güvenerek hisseyi alsaydınız, paranızı dörde katlardınız. Sonra, 1995’te Windows 95 piyasaya sürüldü ve ilk üç ayda 7 milyon, bu yazı yayınlandığında da 40 milyon sattı. Eğer Windows  95 piyasaya çıktığında hisseyi alsaydınız, paranızı ikiye katlamıştınız.

Çocukları lise ve üniversitede olan (ben de onlardan biriyim) birçok aile, kampüs çapında bilgisayar ağı kurulduğu için kablocu tayfa ile haşır neşir oldu. Bu işlerin bir çoğunu Cisco Systems yapıyor. İki kızımın üniversitelerini bu şirket kabloladı. Cisco, birçok kişinin fark edebildiği bir fırsat oldu. Kârlar çok hızlı arttı ve hisse şimdiden yüze katladı. İnternet savaşını kim kazanırsa kazansın, Cisco birçok savaşçıya mermi satıyor.

Patatesi mikroçipten ayırt edemeyen müşteriler “İçinde İntel Var” logosunu bütün bilgisayar mağazalarındaki ürünlerde görüyorlar. Beklendiği gibi, Intel bugüne kadar 25 kat yükseldi. Şirket endüstriye hakim olan bir ürün üretiyor.

Başlangıçta, Intel’in rakiplerinin çok önünde olduğu belliydi. 1994’te Pentium korkusu size şirketi almak için fırsat verdi. Eğer şirketi 1994’teki en düşüğünden alsaydınız paranızı beşe katlamıştınız. En yükseğinden alsaydınız bile dört kat para kazanmıştınız.

Doktorlar, hemşireler, hastanede gönüllü çalışanlar, kalp hastalığı olanlar gibi büyük bir kalabalık, 20 kat artan Medtronics ve 30 kat yükselen Saint Jude Mecidcal gibi çok iyi işler başaran tıbbi cihaz üreticilerini fark edebilirlerdi.

Yatırımcılar olağanüstü büyüme şirketlerindeki fırsatları iki şekilde kaçırabilir.

İlki şirketi ucuza almak için beklemektir. Bedelsizler düzeldikten sonraki 1.6 sentten 27 dolara çıktığı 27 yıllık yükselişinde Wal-Mart, piyasaya göre hiç ucuz olmadı. F/K oranı nadir olarak 20’nin altına indi fakat Wal-Mart’ın kârı yıllık %25-30 civarı büyüyordu. Hatırlanması gereken anahtar nokta şudur ki yıllık %25 büyüyen bir şirket için 20 F/K yüksek değildir. 20 yıl boyunca yıllık ortalama %20-25 büyüyen bir şirket, hisse senedi piyasası bu zamanda yerinde saysa da hissedarlarını olağanüstü şekilde ödüllendirir.

İkinci hata da muhteşem bir büyüme şirketinin temposunu ne kadar uzun sürdürebileceğinin tahmin edilmeye çalışılmasıdır. Meslektaşlarımdan oluşan bir koro her yerde McDonald’s olduğunu ve şirket için eski büyüme günlerinin geride kaldığını söylüyordu. Kendim kontrol ettiğimde ise kurulduğu California’da bile McDonald’s şubelerinin Bank Of America şubelerinden daha az olduğunu gördüm. McDonald’s o zamandan beri elliye katladı.

Bu “büyümeye yeri yok” hikayesini çok sık duyarsınız ve şüpheyle yaklaşmalısınız. Kendiniz kontrol etmeden bunlara inanmayın. Şirketin faaliyet gösterdiği yere çok dikkatli bakın ve büyümeye ne kadar yer kaldığına dikkat edin. Cisco Systems’ın geleceğini tahmin edemem fakat müşteri azlığından sıkıntı çekmeyeceği açık. Okulların %10 ila 20’si ağa bağlandı ve ulusal düzeyde sırada bekleyen ofis binalarını, hastaneleri ve hükümete bağlı ajansları unutmayın. Petsmart daha büyümeye yeni başlıyor. 34 eyalette sadece 320 mağazası var.

Şirketin büyüyecek yeri olması ya da olmamasının onun yaşı ile hiç alakası yoktur. Bunun bir örneği 1934’ten beri hamburger yapan Steak & Shake’in çatı şirketi Consolidated Products. Steak & Shake’in 12 eyalette 210 restoranı var ve bunlardan 78 tanesi St. Louis ve Indianapolis’te. Açıkça görülüyor ki şirketin genişleyecek çok yeri var. 40 yıldaki 160 çeyrek boyunca kârını arttıran Consolidated, kötü giden fast-food sektöründe bile istikrarlı bir büyüme sağlayan mükemmel bir yatırım oldu.

Mükemmel şirketler, rakipleri hayatta kalma mücadelesi verirken bile gelişmeyi sürdürebilir. Bu zamana kadar, Havayolu sektörü parayı koymak için berbat bir yerdi fakat Southwest Airlines’a 1973 yılında 1.000 dolar yatırsaydınız 20 yılda 460.000 dolarınız olurdu. Big Steel yıllarca yatırımcılarını hüsrana uğrattı fakat Nucor muhteşem getiriler sağladı. Circuit City, diğer elektronik perakendecileri kötü giderken iyi işler yaptı. Baby Bell’ler zar zor ilerlerken, Worldcom yedi yılda 20 kat yükseldi.

İşlerin kötü gittiği yayıncılık, kablolu televizyon, iletişim, perakendecilik ve restoran gibi endüstriler potansiyel kelepirleri araştırmak için uygun yerlerdir. Eğer şirket kötüden orta düzeye evrilirse yatırımcılar çoğunlukla ödüllendirilir. Bu ödüllendirme orta düzeyden iyiye, iyiden mükemmele geçişte de tekrar eder. Petrol sondajı yapan şirketler böyle bir iyileşmenin ortasındalar. Buradaki bazı hisseler 18 ayda 10 kat yükseldi. Fakat yine de kötüden orta düzeye gelmeleri 10 senelerini aldı. Worth’teki bu köşenin okuyucuları uzun süredir kötü giden bu sektördeki iyileşmeyi Şubat 1995’te öğrendiler.

Son zamanlarda en kötü performans gösteren perakende ve restoran sektörleri benim favori arama alanım. Birkaç perakende hissesinde darbe aldım (bazılarını hala seviyorum ve almaya devam ediyorum) fakat genel düşüş Stalpes, Borders, Petsmart, Finish Line ve Pier 1 Imports’u hissedarları ödüllendirmekten alıkoymuş değil. Rahat ortamda yemek yenen restoranlardaki bolluk Outback Steakhouse’a zarar vermedi. Pizza restoranlarının bolluğu fiyatı bir senede iki kat artan Papa John’u incitmedi. İşletmesi alında Carl’s Jr. restoranlarının da bulunduğu CKE Restaurans, California’da kârlı bir geri dönüş yaşadı.

Şimdiye kadar harekete geçen büyüme şirketleri hakkında konuştuk fakat bu abartılı piyasada yavaş hareket eden şirketler arasında bile bolca kelepir bulunuyor. Son beş yıldaki neredeyse sayısı 4.000’i bulan halka arzlar arasında yüzlercesi son ralliyi kaçırdı. 1995 halka arzlarından 285 tanesi yani %33’ü halka arz fiyatının altında işlem görüyor. Çoğu yatırımcı bu halka arzlardan para kazanamadı. Birçok vakada halka arzdan sonra iki üç ay beklediğinizde hisseleri orijinal fiyatından daha ucuza alabilirdiniz.

 Dow her hafta rekor üstüne rekor kırarken, birçok küçük şirket ihmal edildi. 1995 ve 1996’da S&P 500 %69 yükseldi fakat daha küçük şirketlerin de olduğu Russell 200 endeksi %44 arttı. Nasdaq 1996’da %25 yükselirken yükselişin çoğu Intel, Microsoft ve Oracle’dan kaynaklandı. Nasdaq’daki şirketlerin yarısı 1996 boyunca %6,9’dan daha az yükseldi.

Ek olarak yükselişe katılmayan şirketlere sahip olmanız sizi piyasa düşüşlerinden koruyacak demek değil. Eğer bu olursa, yükselişlere katılmayan şirketler aynı yükselenler gibi sağlam düşüşler yaşarlar. Bu dersi 1971-1973 ayı piyasasında aldım. Satış bitmeden, her ölçüde ucuz görünen şirketler daha da ucuzladı. McDonald’s 15 dolardan 6 dolara düştü. Kaiser Industries 13 dolarda çelik gibi olmasına rağmen 4 dolara düştü. O noktada, alüminyum, çelik, gayrimenkul, çimento, fiberglass ve yayıncılık alanlarında yatırımı bulunan içi varlık dolu dev holdingin piyasa değeri dört uçak parasına indi.

 Düzeltmelerden kaçınmak için piyasadan çıkmalı mıyız? Bazı insanlar bunu Dow 3000, 4000, 5000 ve 6000 iken yaptı. Tescilli bir hisse seçicisi ise almaya değer tek bir hisse senedi kalmayana dek hisseleri ile kalır. Tahvillerde büyük bir pozisyon aldığım tek zaman, enflasyon çift haneli rakamlarda iken ve ABD Hükümet Tahvilleri %13-14 getiri verirken, 1982 yılıydı. Tahvilleri savunma amacıyla almadım. Aldım çünkü %13-14 getiri hisse senetlerinin tarihi getirisi olan %10-11’den daha iyiydi. O zamandan beri bu kuralı takip ederim: Uzun vadeli hükümet tahvillerinin getirisi S&P 500 temettü verimini 6 puan ve üstü geçerse, hisse satıp tahvil alırım. Bu yazıyı yazarken S&P 500’ün temettü verimi %2 iken uzun dönemli tahvillerin getirisi %6,8’di. Yani tehlikeli noktadan %1,2 uzağız. İzlemeye devam edin.

Öyleyse, 1 milyon dolar parası olan bir yatırımcıya ne tavsiye ederim. Her yatırımcıya verdiğim tavsiyeyi veririm. Avantajınızı bulun ve aşağıdaki kurallara bağlı kalarak çalışın:

Sahip olduğunuz her hissende yaşanan olaylar için bir kayıt defteri tutun. Her gelişmeyi not edin ve kâra çok dikkat edin. Bu şirket büyüme mi, döngüsel mi yoksa değer yatırımı mı? Şirketlerin kötü gitmesinin de iyi gitmesinin de bir nedeni vardır. Bu sebepleri bildiğinize emin olun.

Gerçeklere odaklanın, tahminlere değil.

Kendinize şunu sorun: Haklıysam ne kazanırım, haksızsam ne kaybederim. Risk getiri oranı bire üç ya da daha iyi olan şirketlere bakın.

Yatırım yapmadan önce şirket finansal olarak sağlam mı diye bilançoyu kontrol edin.

Opsiyonlara yatırım yapmayın. Kaldıraçlı işlemlere girmeyin. Opsiyon yatırımı yaparsanız zaman aleyhinize işler ve kaldıraçlı işlem yaparken piyasada oluşacak düşüş sizi silebilir.

Şirketin içinden birkaç kişi alım yapıyorsa, bu olumlu bir şeydir.

Ortalama bir yatırımcı aynı anda beş ila on şirketi takip edebilir fakat kimse sizi bunları almaya zorlamaz. Eğer üçünü beğeniyorsanız üçünü de alın. Hiçbirini beğenmiyorsanız hiçbirini almayın.

Sabırlı olun. Bana en çok para kazandıran şirketler en büyük yükselişlerini onları aldığımdan üç dört yıl sonra yaptılar. Bu bazılarında ise on yıl sürdü.

Erken girin fakat çok da erken değil. Büyüme şirketlerine yatırım yapmayı hep beyzbol terimleri ile düşünürüm. Oyuna üçüncü çizgide katılmaya çalışın çünkü burada şirket kendini kanıtlamıştır. Eğer daha erken alırsanız gereksiz risk almış olursunuz. Üçüncü ve yedinci sıra arasında yeterince zaman vardır (bazılarında 10-15 yıl). 10 ila 50 kat arası kazançlar da burada elde edilir. Eğer son sıralarda alırsanız geç kalabilirsiniz.

Sırf ucuz oldukları için “ucuz” hisse almayın. Şirketleri temel verileri iyileştiği için alın.

Küçük şirketleri kâr edebildiklerini kanıtladıklarında alın.

Riskli girişimler genelde geri teper ya da yok olurlar.

Eğer şirketi temettüsü için alıyorsanız, şirketin ekonomik durgunlukta bile temettüleri kârı ile ödeyebileceğinden emin olun.

10 tane şirket inceleyin ve içlerinden önünde güzel bir gelecek olan ve bunu fiyata yansıtmayan bir tanesini bulursunuz. 50 tane araştırın ve aşağı yukarı 5 tanesi ile karşılaşırsınız.

Peter Lynch’in şu şirketlerde hissesi var: Outback Steakhouse, Pier 1 Imports, Consolidated Products, Staples, and WorldCom.

Anahtar Kelimeler: Peter Lynch, Milyon, Fidelity Magellan

İlk Yorumu Siz Yapın

Yorumunuzu Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.