Hakkımda

Selamlar. İsmim Yiğit. Yaşım 30’u geçti. Bursa’da doğdum ve büyüdüm. Çok güzel günlerdi. Türkiye’deki tüm büyük şehirlerde (İstanbul, İzmir, Bursa, Ankara) yaşadım,  Londra, Oxford ve Birmingham’da 1.5 sene geçirdim. Şu anda Ankara’da memuriyetime devam ediyorum. (Ediyordum ama tekrar İstanbul’a tayin oldum)

Borsayla tanışmam 1995 yılına dayanır. Henüz 10 yaşındayken evimize bir bilgisayar geldi. Abim borsada işlem yapardı o rezil internet bağlantısıyla. Ben de onu izlerdim. Arada bana ne kadar kazandığından, kaybettiğinden bahsederdi. Ama o zamanlarda anlayamadığım bir şey vardı. Bana bir gün ismini hatırlamıyorum ama Alarko olabilir. 24’e aldığını 26’ya sattığını, sonra da 30’a alıp ve 34’e satarak çok iyi kar ettiğini söylemişti. Ben de içimden niye 24’ten alıp 34’e kadar beklemedi ki diye sormuştum kendi kendime. Hala da anlamıyorum ya neyse. Çevremi az çok tahmin edebilirsiniz, herkes borsacıdır. Çok iyi paralar kazanmışlar ve sonra hepsini tek bir senette kaybetmişlerdir. On sene oldu hala da beklerler o senedi. (Maalesef şimdi tahtası kapandı)

Gel zaman git zaman, ortaokul ve lise zamanları geldi. O zamanlar içimize zehir işlemiş, öğlen eve gelip ekonomi kanalı CNBC-E izlerdim. Ama yatırım yapacak para yok tabi sadece izleyiciyiz. Düşündüm borsadan parayı vururum, bir karavan alırım etrafı gezerken işlem yaparım diye. Of ne hayat olurdu.  18 tane üniversite tercihi yaptım ve hepside ekonomi-iktisat oldu (karavan para karavan para). Dokuz Eylül İktisat’taki ilk günümü unutamıyorum. Bursa’nın ilçesinden çıkmışım, borsacı olacağım. Özgürlük, İzmir… Sonra dersler başladı, baktım borsada nasıl işlem yapılır öğretmiyorlar. Altın, döviz falan da yok. Arz talep var sadece. Çok büyük hayal kırıklığına uğramıştım.

Üniversite zamanlarım bilgisayar oynamakla geçti, yine yatırım yapmadım. Ama pek de uzak kalmadım. Hep takibe devam ettim. Banka müfettişi olamaya karar verdim, denedim denedim, hep mülakatlarda elendim. Arada dil öğrenmek için İngiltere’ye gittim. Sonra da döndüm KPSS ile bir devlet kurumunda memur oldum. Bu arada iş aradığım dönemde geçen iki yılda tekrar borsa ile haşir neşirliğim devam etti. Ayda 10 tane Aselsan alsam şöyle olur böyle olur diye arkadaşlarıma anlatırdım. Ama yine adı lazım değil bir yatırım ortaklığında olmayan paramın yüzde ellisini kaybettim. Güya 2 ayda 2 katına çıkacaktı da sermaye yapacaktım. 2 kat kazana kazana zengin olacaktım.

Olamadım tabi. 4 sene İstanbul’da çalıştım. Borsa’dan zengin olacağım o tamam da, ev de almaya çalıştım. Fakat ilerleyen zamanlarda olacağı gibi ev alma hayalim o zaman da suya düştü. Borç harç, hastalık sağlık derken bir AB bursuyla İngiltere’de yüksek lisans yaptım geldim.

Şimdi ise hisse.net’deki abilerimden öğrendiğim uzun vadeli yatırım stratejisini uygulamaya çalışıyorum. Bunu yaparken Temettüsü büyüyen hisselere yatırım yapmak istiyorum.

Henüz yolun başındayım ve bu blogu da kendi disiplinimi sürdürmek için kullanıyorum. Hedefim 40’lı yaşların başında maaşım kadar pasif gelir elde edip emekli olmak. Emekli olmak derken;  istemediğim bir işi değil istediğim işi istediğim kadar yapabilmekten bahsediyorum. Aynı zamanda Türkiye’de temettünün ve  temettüsü büyüyen hisselerin önemine dikkat çekmek istiyorum. Tasarruf yapmanın ve tasarrufları yatırıma çekmenin ne kadar önemli olduğunun da altını çizmeliyim.  Sizden de bu yolculuğuma yorumlarınızla ve tavsiyelerinizle destek olmanızı rica ediyorum.

Saygılarımla,

Yiğit.