Herkese selamlar,
Yatırım yaparken çoğumuz aynı sorunun peşinde koşarız:
Hangi hisseyi almalıyım?
Ama gerçek şu ki bu soru baştan yanlış.
“The Art of Execution (Uygulama Sanatı)” kitabı tam olarak bunu söylüyor:
- Mesele sürekli doğru hisseyi bulmak ya da hata yapmamak değil.
- Asıl mesele hatalı olduğunda ya da haklı olduğunda ne yapacağını bilmek ve planı uygulamaktır.
Kitapta incelenen 45 profesyonel yatırımcıya bakıldığında ortaya çıkan sonuç oldukça çarpıcı:
Kararların en fazla sadece %49’u başarılı, yani en ünlü yatırımcılar bile çoğu zaman yanılıyorlar.
Ama buna rağmen bazıları ciddi para kazanıyor.
Peki nasıl?
Çünkü kazananları kaybedenlerden ayıran şey sürekli yükselen hisse senetlerini seçmeleri değil. Sonuçta belirsiz bir gelecek hakkında bugünkü sınırlı bilgimiz ile karar alıyoruz.
Önemli olan bu yatırımcıların kendilerini kaybeden ya da kazanan bir pozisyonda bulduklarında ne yaptıkları.
Hadi başlayalım.
1- Tavşanlar: Zararını Kabul Edemeyen Yatırımcılar
Kitapta “Tavşanlar” olarak tanımlanan yatırımcılar en yaygın profil.
Ortak özellikleri aslında hepimizin zaman zaman içine düştüğü çukuru temsil ediyor. Bu yatırımcılar zarar eden pozisyonları hakkında sorumluluk alıp hiçbir şey yapmıyorlar.
Kendinizi bir çukurun içinde bulduğunuzda yapacağınız ilk şey çukur kazmayı bırakmak olmalıdır.
Warren Buffett
Çünkü içten içe bu hissenin bir gün geri döneceğine, zararlarını çıkacaklarına inanıyorlar.
Ama hatalı aldıkları pozisyon hakkında bir şey yapmamalarının bedelini de büyüyen zararlar, zararda kitlenen sermaye ve fırsat maliyeti olarak ödüyolar.
Yaklaşık 110 aydır düzenli yatırım yapıyorum ve size Türkiye’deki yatırımcıların çoğunun bu gruba girdiğini söyleyebilirim. Bu sebeple sürekli batma hikâyesi duyuyoruz.
Sorunu ise sadece bilgi eksikliğinde aramamak lazım. Psikoloji de bu sonuçta çok önemli.
Özellikle haklı çıkma isteği, büyük bir ego, zararı kabullenmeme ve çıpalama etkisi gibi birçok önyargımız bizi bu duruma sokuyor.
Çoğu yatırımcının para kazanmak için değil de haklı çıkmak için hisse aldığını da unutmayın. Oysa hisseler, sizin onlara sahip olduğunuzu bilmezler.
Kaybettiklerinde hiçbir şey yapmayan yatırımcıları görmüş olduk. Şimdi de kendilerini kaybeden bir hisse senedinde bulduklarında zarar kesen ikinci gruba geçelim. Suikastçilere…
2- Suikastçiler: Zararı Erken Kesenler
Kitabın en dikkat çekici yatırımcı tiplerinden biri de “Suikastçiler”.
Bu yatırımcılar söylemesi kolay ama uygulaması bir o kadar zor olan bir kural uygular: Yanıldıklarını anladıklarında aldıkları pozisyondan hızlıca çıkarlar. Yani zararlarını kısa keseler.
Bu zarar kes oranı genellikle %20–30 seviyesinde olur. Kitabın yazarı %20 altındaki düşüşlerin hissenin sağlıklı düzeltme seviyesi olabileceğini, bu sebeple de daha erken kesilen zararın sizi haklı olduğunuz durumda hisseden atabileceğini söylüyor.
Başta dediğim gibi %20-30 arasında zarar kesmek kulağa kolay geliyor ama uygulaması son derece zor. Bunun çeşitli sebepleri var.
Bir kere egonuzu bastırmanız gerekiyor. Kimse haksız olduğunu kabulenmek istemez. Hele hele yanılmanızın sonuçlarını fiziki olarak, portföyünüzün bir parçası ile ödüyorsanız bu çok daha zordur.
Bu sebeple insanlar zararlarını kabullenmek yerine “satmadıkça zarar etmiş sayılmam” gibi mantıksız ama iç rahatlatıcı önyargılara kapılır.
İşin özü şudur: Zarar kesmek aslında finansal değil, psikolojik bir eylemdir.
Bu yüzden çoğu yatırımcı bunu yapamaz.
Ama gerçek son derece açıktır: Büyük kayıplar küçük hataların kabul edilmemesinden doğar.
Şimdi de üçüncü yatırımcı tipine yani Avcılara geçeceğiz. Bunlar zarardaki pozisyonuna ekleme yapan ve bu sebeple maliyet düşürerek kâra geçen yatırımcılar.
3- Avcılar: Kaybedeni Kazanana Dönüştüren Yatırımcılar
Kendilerini kaybeden bir pozisyonda bulduklarında uyguladıkları plan ile kendilerini kurtaran bir diğer kritik yatırımcı tipi ise “Avcılar”.
Bu yatırımcıların en büyük özelliği, doğru olduğuna inandıkları pozisyonlara fiyat düştükçe ekleme yapmalarıdır.
Fakat burada çok kritik bir noktayı belirtmem gerekiyor. Düşen bir hissede pozisyon arttırmak, çok dikkatli düşünülmesi ve uygulanması gereken bir plandır. Her düşen hissede pozisyon büyütmek mantıklı değildir.
Bu yatırımcılar körü körüne zararı büyütmek için ekleme yapmazlar. Hisse değerini doğru okuyup, gerçek değerinin altında olduğuna inandıkları hisselerde alım yaparlar.
Burada size yardım edebilecek bir düşünce de pozisyon arttırırken hisseyi ilk kez alıyormuş gibi düşünmenizdir. Mesela hisseyi 10 TL’ye aldınız. 8 TL’ye düştü ve ek alım yapmayı düşünüyorsunuz. Burada kendinize şu soruyu sormanız gerekiyor: Bu hisse elimde hiç olmasaydı 8 TL’den alır mıydım? Cevap evet ise pozisyon arttırıyorsunuz. Cevap hayır ise bir suikastçi gibi davranıp zarar kesiyorsunuz.
Tabii ki burada sahiplik önyargısı (endowment bias) denen duruma da özellikle dikkat etmek gerekir. İnsan elinde olanı dışarıdakinden çok daha değerli görür. Daha önce aldığımız hisseleri kayırma eğiliminde oluruz. Bu sebeple ekleme kararı vereceğimiz hisseleri satarak kararımızı daha sağlıklı verebiliriz. Sonra istersek tekrar alabiliriz.
Böylece kendilerini zarar eden bir pozisyonda bulduklarında yaptıkları ile birbirinden ayrılan üç yatırımcı tipini görmüş olduk.
Bir de kazanırken yaptıkları ile fark yaratan yatırımcılar var. Bunlar da “Yağmacılar” ve “Uzmanlar” Şimdi de bunlara bakalım.
4- Yağmacılar: Erken Satan Kazananlar
Yağmacılar aslında alırken doğru karar vermişler ve doğru hisseyi bulmuşlardır fakat yine bir uygulama hatası yaparlar: Kazancı erken realize ederler!
Hisse yükselmeye başladığında ve %10-30 arası gittiğinde “yeter bu kadar” derler. Kârı cebe koyarak pozisyondan çıkarlar.
İlk bakışta bu mantıklı görünür. Kazanan hisseden bir diğer kazanan hisseye geçmek çok heyecan vericidir ve matematiksel olarak da mantıklı gözükür. Fakat aslında uzun vadede kimsenin bilmediği çok büyük sorunlar yaratır.
Kazanan yatırımcılar ile kaybeden yatırımcılar arasındaki en büyük fark kazananların her kararının doğru olması, kaybedenlerin her kararının yanlış olması değildir. Alsında ikisinin de kayıp-kazanç oranları hemen hemen aynıdır. Farkı yaratan birkaç çok kazandıran hissedir!
Yağmacılar bu hisseleri erken sattıkları için “haklı olmak” ile yetinirler ama büyük parayı kazanamazlar.
Şimdi de asıl parayı kazanan sabırlı uzmanlara geçelim.
5- Uzmanlar (Connoisseurs): Kazananı Taşıyabilenler
Kitapta en başarılı yatırımcılar bu gruptan çıkıyor.
Uzmanların farkı şu:
- Haklı olduklarında pozisyonu büyütürler,
- En önemlisi, kazandıkları hisseleri tutarlar ve yavaş yavaş kâr alırlar. Bunu çok sevdiğiniz bir yemeği yavaş yavaş yemek gibi düşünebilirsiniz.
Bu çok zor bir davranıştır çünkü hisse yükseldikçe kârı kaybetme korkusu artar ve “satayım mı” düşüncesi başlar.
Yapılan araştırmalar insanların 1 birim zarar ettiklerinden bir birim kâr ettiklerinde duyacakları hazdan çok daha fazla üzüntü duyduklarını ortaya çıkarmıştır.
Uzmanlar ise farkını tam da burada burada ortaya koyar.
- Yükselen bir hisse senedinde hikayeyi ve değeri yeniden masaya yatırırlar. Eğer başlangıçtaki tezleri bozulmadıysa pozisyonda kalırlar hatta bazı durumlarda pozisyon arttırılar.
Eğer kâr almaları gerekirse de bunu parça parça yaparlar ve pozisyondan yavaş yavaş çıkarlar.
Asıl Oyun: Uygulamadır
Bu kitabın bana en önemli katkısı şuydu: Herkes hata yapar, herkes de kazanan hisseleri bulabilir.
En başarılı yatırımcılar bile seçtikleri hisselerin %51’inde yanılırlar.
Kazananların farkı, kendilerini kazanan ya da kaybeden hisse senetlerinde bulduklarında yaptıklarında gizlidir.
Her doğru hisseyi bulduğunuzda otomatik olarak kazanmış sayılamzsınız. Her yanlış karar aldığınızda da dünya başınıza yıkılmamalıdır.
İşin en zor kısmı pskilojiyi yönetebilmek ve zamanı geldiğinde gereğini yapabilmektir.
Bu da yatırımı bir bilimden çok zanaate çevirir.
Kapanış
Bu yazıda kitabın ana fikirlerini paylaştım.
Ama asıl mesele bu fikirleri gerçek hayatta nasıl uyguladığımız olacak.
Ben bu kitabı okuduktan sonra kendi portföyümde bazı şeyleri sorgulamaya başladım. Belki bir tavşan değildim ama kesinlikle bir yağmacı gibi davranıyordum.
Hangi pozisyonlarda hata yaptım, nerede erken çıktım, nerede gereksiz risk aldım…
Bunları ileride daha detaylı olarak paylaşacağım.
Siz burada belirtilen davranış kalıplarını uyguluyor musunuz? Biraz da sizden dinleyelim.
Saygılar.

