Temettü Gerekli midir? Gereksiz mi?

Herkese selamlar.

E-posta kutuma gelen bir mesajda: temettünün gereksiz olduğu, alınan temettülerin enflasyona karşı ezileceği, Türkiye’de temettü yatırımının vergilerden ve sistemden dolayı gereksiz olduğu yazıyor ve görüşüm soruluyordu.

Zaman zaman temettü yatırımcıları olarak böyle mesajlara maruz kalıyor. Artık alıştık. Ama bu mesaj kafamda dağınık olan temettü ile ilgili düşündüklerimi yazıya dökme fırsatı olarak kullanmak istiyorum.

Dünyamızda nasıl sadece siyah ya da beyaz yoksa grinin binlerce tonu varsa, temettü hakkındaki görüşlerim de böyle. Bir cümlede temettü iyidir ya da kötüdür diyemem. Bazen iyidir bazen de kötüdür. Bunu belirleyen değişkenler vardır diyebilirim.

Şimdi size kafamdaki bilgileri organize ederek temettü vermek iyi midir, kötü müdür, ne zaman temettü verilmeli, Türkiye’de temettü yatırımı yapılır mı gibi soruları cevaplamaya çalışacağım.

statue-756624_1280
Temettü Gerekli midir? Gereksiz mi?

Tüm Yatırımcıların Tek Bir Yatırımcı Gibi Düşünüldüğü Bir Borsa Evreni Var

Analizi basitleştirmek için tüm yatırımcıları tek bir yatırımcı gibi düşüneceğim. Bu büyük evrende al sat yaparak birbirimizin elindeki parayı kazanabiliriz. Bunu çok iyi yapanlar da vardır. Sonuçta para kazandıran tek bir sistem yok.

Ama bütün evrenin kazandığı para Türkiye’deki borsaya açık şirketlerin özsermaye kârlılık oranlarındaki artış kadar olacaktır.

İkinci bir artış da defter değerlerindeki artıştan gelebilir. Yani piyasaya yeni giren yatırımcılar defter değeri 1 olarak ölçülen şirkete 1.2 defter değeri öderlerse bir artış da buradan gelir. Ama bunu şimdilik gözardı edeceğiz.

Kısaca borsadaki herkesin kazandığı para şirketlerinin tamamının özsermaye kârlılık oranları ile doğru orantılı olacaktır.

Temettü Değil Özsermaye Kârlılık Oranı

O zaman en önemli şey özsermaye kârlılık oranıdır, temettü değil. Buradan devam edelim.

İlk savımız “Türkiye’de temettü yatırımı yapılmaz, çünkü temettü enflasyona karşı ezilir.”

Sadece temettü değil, bütün sermaye enflasyona karşı ezilebilir. Enflasyonun %25 olduğu yerlerde bütün şirketlerin özsermaye kârlılık oran ortalaması %15 ise, yatırımcı evreni olarak zaten %10’luk para kaybı yaşıyoruz demektir.

%15 ‘lik özsermaye kârlılık oranında para kazanmamız için enflasyonun bu orandan düşük olması gerekir.

Yani sorunun cevabı şu olacak. Özsermaye kârlılık oranından daha çok yüksek enflasyonun olduğu şartlarda temettü yatırımı değil, borsa yatırımı yapılması boş olabilir. Enflasyon benden alınan en ağır vergidir.

Bu yüzden yüksek faiz ve sürekli yüksek enflasyona maruz kalmak borsa yatırımını eritir ve insanları alternatiflere yönlendirir.

Yüksek enflasyon zamanlarında, enflasyon oranından daha yüksek özsermaye kârlılık oranına sahip şirketlere yapılan yatırımlar bizi fiyat artışlarından koruyabilir. Ama bu şirketler de yatırımcılar tarafından fark edilerek daha yüksek defter değerinden işlem görmeye başlarlar. Yani daha pahalıya satılırlar.

İkinci savımız: “Burası Amerika değil, burada uzun vadeli temettü yatırımı yapılamaz”

Enflasyon dizginlenmediği ve Türk şirketlerinin özsermaye kârlılık oranları enflasyona karşı ezildiği sürece borsa yatırım evreni enflasyona ezilmeye devam edecektir. Yurtdışındaki uzun süre düşük ve istikrarlı enflasyon yüzünden uzun vadeli temettü yatırımı gelişmiştir.

Bir diğer şey de temettü yani kâr payı vermek Avrupa’da 400, Amerika’da 200 yıllık bir gelenektir. Uzak diyarlardan baharat getiren gemilere ortak olan insanlar, gemi baharatları getirip satınca kâr paylarını alırlarmış. Temettünün buradan çıktığı varsayılır.

Yurtdışında hissedarlar, imtiyazlı hisselerin etkisinde olmadıkları için şirketin kararlarını etkileyebilirler. Temettü baskısı kurabilirler. Yönetim kuruluna adam sokabilirler. Bizde az olsun benim olsun mantığından dolayı, imtiyazlı hisse sahipleri şirketin %1’ine sahip olsa bile yönetimin tamamında söz sahibi olabiliyor. Bu da hissedarları değil kendini düşünmesine yol açabiliyor. Sistem böyleyse kim onları suçlayabilir ki? Sonuçta oyunun kuralları belli. Herkes bunu bilerek yatırım yapıyor.

Burada ülkemizde temettü yatırımı yapılabilecek şirketler yok mu? Tabii ki var.

İkinci sava dönersek haklılık payları vardır. Umarım enflasyon dizginlenir. Azınlık hissesi olayları düzeltilir. Ama bu sadece temettüye has bir durum değil borsanın tamamına has bir durumdur.

Üçüncü savımız: “Temettü vermek mantıklı değil, zaten vergi kesiliyor.”

Bu da yanlış bir düşüncedir. Temettü vermek bazen iyi bazen kötüdür. Şimdi sebebine bakalım.

Ama tekrar bıkkınlık veren! özsermaye kârlılık oranına döneceğim.

Ayrıca senaryolarda defter değerlerini sabit kabul edeceğim.

Borsada özsermaye kârlılık oranları ortalaması %30 olsun. Türk şirketleri paranızı %30’la değerlendiriyor yani. Tahvil faizleri de %10 olsun.

Bu senaryo da şirket kârının hepsini bünyede tutup hiç temettü vermez ise paranızı %30 ile değerlendirmiş olursunuz. Yani bileşik getiri elde edersiniz.

Hepsini temettü verse ne olacak? %15 vergi kesilecek ve siz o paraya ne yapacaksınız? Gidip %10 ile tahvil mi alacaksınız? Bu senaryoda şirketin temettü vermesi mantıksızdır ve hissedarlara değer kaybettirir. Bırakın şirket hiç temettü vermesin ve bunu sizden kârlı bir şekilde değerlendirsin.

Bir başka senaryoda özsermaye kârlılık oranı %15 olsun. Dışarıda tahvil faizi de %30 olsun. Şirken burada kârı dağıtmazsa paranızı %15 ile değerlendirmiş olur. Ama size verse siz %15 vergi kesindikten sonra bile parayı %30 ile tahvile ya da mevduata yatırdığınızda daha kârlı olursunuz. Hanginiz paranızı %30 mevduat faizi veren banka varken %15 ile diğer bankaya yatırır ki?

Yani temettü dağıtılması kimi zaman iyidir, kimi zaman da kötüdür. Bunu belirleyen şirketin dağıtılmamış kârlarla ne yapacağı ve onu sizden daha iyi değerlendirip değerlendiremeyeceğidir.

Dördüncü savımız: Temettü yatırımı boştur.

Sadece temettü yatırımı değil, koşullar uygun olmadığında, özsermaye kârlılık oranları enflasyonun uzun süre altında ezildiğinde tüm borsa yatırımı boştur.

Bilinçli kısa, orta ve uzun vadeli yatırımcılar her zaman kazanabilir. Fakat borsadaki tüm yatırımcıların aynı anda kazanma ihtimalleri al-sat sisteminde sıfırdır.

Toplu olarak kazanmanın tek yolu özsermaye kârlılık oranı enflasyonun üzerinde olan ve Türk işletmelerinin kâr edip bununla yatırım yaptıkları , gelişip büyüdükleri bir sistem kurmak ve buna da halkı ortak etmektir.

Toparlarsam

Temettü ile ilgili kafamdakileri yazmış oldum. Bu başlık burada dursun. Zaman zaman bunu geliştirmeyi umuyorum.

Bu arada bir acı tabloya da dikkat çekmek istiyorum. Araştırmacılar o kadar kısa vadeli şeylere odaklanmışlar ki daha Türkiye’deki borsanın ortalama özsermaye kÂrlılık oranı kaçtır, temettü verimi kaçtır? Bunu bilemiyoruz. Böyle bir şey olabilir mi? 🙂

Siz ne düşünüyorsunuz bu konularda? Fikirlerinizi duymak isterim.

Saygılar.

 

 

15 Yorum

  1. id aktum demiş ki:

    Temettü konusunda yorum yapacak kadar bilgi sahibi değilim. Temettünün düzenli ve tatmin edici oranda dağıtılması durumunda neden boş olabileceğini anlamadım.
    Aşağıda alıntıladığım durumu yeni öğrendim sayenizde. Ayrıca Warren Buffet Tarzı kitabını okuyorum ve korktuğum gibi anlaşılmayan formüllerle dolu sayısal bir kitap değil, bilakis sözel ve anlamadığım hususlar şu ana kadar 10 tane olmadı. Hatta az önce okuduğum bölümde, imtiyazlı hisse sahipleri hakkında bir şeyler vardı.
    Bakalım diğer okuyucular temettü hakkında ne düşünüyor ?

    Ekim 14, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Deniz Bey,

      İlk amacımız enflasyonun üzerinde gelir elde etmek. Temettü bizim yan amacımız. Özsermaye kârlılık oranı enflasyona sürekli olarak yenildiğinde satınalma gücümüzü arttırmış olmuyoruz.

      Warren Buffett Tarzı’nı okumaya başladığınıza çok sevindim.

      Size çok şey katacaktır.

      Saygılar.

      Ekim 14, 2018
    • merhaba,

      ben bir “diğer okuyucu” olarak temettüyü çok seviyorum. 😀 ama portföyümdeki şirketlerce bana bu aralar her yıl verilmesi şart değil. zira önümüzdeki 12 yıl o temettüleri zaten yemek yerine yeniden yatırım amacıyla kullanacağım için, %15 gelir vergisi ödememek güzel bir durum. öte yandan ödendiğinde ise, gelen temettüleri bi süre mevduatta bekletip, temettüyü veren hisse fiyatı görece ucuzladığında yeniden yatırım yapmak da güzel bir durum, zira maliyeti daha bir aşağı çekebiliyoruz… 🙂 böylece gelecek yıllar daha çok temettü alabiliyoruz…

      sermaye piyasaları yatırımcıları derneği (SPYD) eski başkanı arif ünver’in, bist30 / bist100 / tüm şirketleri kapsayan, endekslerin ortalama temettü verimi çalışmaları vardı diye hatırlıyorum. arif bey ne yazık ki bir süredir piyasaları terk etti… 🙂 ama interneti tarasak bu konuda bazı verilere ulaşacağımızı sanıyorum. demin gugılda bu konu için 2 teze hızlıca göz attım, ama son 10 yıla ait bir veri bulamadım… 🙂 çalışmadan bilgi sahibi olmak kolay değil… 🙂

      teşekkür eder, herkese iyi günler dilerim… 🙂

      Ekim 15, 2018
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Katkınız için çok teşekkür ederim. Bize temettü 25 endeksinin değil de bütün endeksin BIST 100 ya da 30’un yıllık seri olarak verileri lazım. Aynı zamanda da özsermaye kârlılık oranları ortalaması da lazım.

      Sanırım aracı kurumlar bunlarla ilgilenmiyor. Biz bir yatırım şirketi mi kursak ne yapsak:) Ciddiyim.

      Saygılar.

      Ekim 15, 2018
    • küçükYatırımcı demiş ki:

      isterseniz şu anki bist30 şirketlerini; ilk yarısı sizin son yarısı benim olacak biçimde ikiye bölüşüp, son 5 yıldaki temettü verimleri ile özkaynak kârlılıklarını boş vakitlerimizde hesaplayalım. ya da özellikçe de bölüşebiliriz. 🙂 ondan sonra, excel bizim ellerimizden öper. 😀 ardından da burada yayımlarsınız… 🙂

      Ekim 15, 2018
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Şimdi bize şöyle bilgiler lazım. Mesela BIST 30 için; 30 şirketin BIST 30 endeksindeki ağırlıkları, 30 şirketin atıyorum 2018 için özsermaye kârlılık oranları. Sonra bunları ağırlıklarını toplamları 1’e eşit olacak şekilde ayarlayacağız. Ardından hepsinin ağırlıklarıyla özsermaye oranlarını çarpacağız. Çıkan sonucu toplayıp BIST 30’un 1 yıllık özsermaye kârlılık oranını bulacağız. Bunu sonra Temettü 25 ve BIST 100 için de yapabiliriz.

      Ama uzun sürer tabii. Ben hafta sonu uğraşayım. Çıkarabilirsem sonra yardım isterim:) Ama bu doktora ödevleri varken 1 ayı bulabilir.

      Saygılar.

      Ekim 15, 2018
  2. id aktum demiş ki:

    “Yurtdışında hissedarlar, imtiyazlı hisselerin etkisinde olmadıkları için şirketin kararlarını etkileyebilirler. Temettü baskısı kurabilirler. Yönetim kuruluna adam sokabilirler. Bizde az olsun benim olsun mantığından dolayı, imtiyazlı hisse sahipleri şirketin %1’ine sahip olsa bile yönetimin tamamında söz sahibi olabiliyor. Bu da hissedarları değil kendini düşünmesine yol açabiliyor.”

    Ekim 14, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Deniz Bey,

      Burada herkes kendini düşünüyor. Kimseyi suçlayamıyorum.

      Saygılar.

      Ekim 15, 2018
    • Hakan Y demiş ki:

      dünya standartını uygulamayanı suçlamak lazım, aynısı BES başta olmak üzere fon yönetiminde var bizdeki kesintilerin dünyanın 20 katı

      Ekim 15, 2018
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Hakan Bey,

      Amerika’da da durum böyleydi. Fakat Vanguard geldi ve çoğu fonu piyasadan sildi. Sanırım biz de de böyle bir şirkete ihtiyaç var.

      Onu da ben açacağım 🙂 John C. Bogle olma amacım var.

      Saygılar.

      Ekim 15, 2018
  3. yekta demiş ki:

    Oley Be
    İşte en çok sorguladığım husus konuşulmaya başlanmış 🙂
    Benim bir sorum daha var şimdi banka faizleri 100.000TL’ye günlük 70 TL veriyor iken 100.000 TL’si olan birisi neden borsaya yatırım yapsın ki?
    Merkez bankası faiz oranları ve BIST grafiği birlikte incelenebilirse sonuç ne çıkar acaba, mantıken mevduat faizleri düştüğü zaman -ki ne zaman/neden düşer? böyle bir beklenti su an için var mı? borsaya bu olumlu yansır mı?

    Ekim 16, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Yekta Bey,

      Önemli olan bu gün değil, dün de değil. Önemli olan gelecekteki 5-10 yılda ne olacağı.

      Saygılar.

      Ekim 16, 2018
  4. Baydu can demiş ki:

    Merhaba yigit bey. Basit mantıkla şirketin arkasındaki patrona ya da holdinge bakmak ve şirketin calişip calışmadıgına bakmak basit olarak yeterli degil midir? Elbette detaylı analizler yapabilmek cok önemli ve degerli ama bunun icin tüm vakti ve enerjiyi buna ayırmak gerekli ve bu da cok zor. O yuzden ben bu yukarıdaki iki kıstasa ilaveten sizin gibi degerli dostların analizlerini okuyorum ve yetiyor. Yani bir anlamda beleşe konuyorum. Bu durumda belki en iyi yatırımı yapmıyorum ama şirket calışıyorsa ve patronu saglamsa yıne de mevduattan iyi kazanacagımı sanıyorum uzun vadede… Ne dersiniz? Selamlar.

    Ekim 16, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Baydu Bey,

      İlk kriter olarak şirketin ve patronun hissedar dostu olması, şeffaf bir yönetimin olması ve kÂrını bizimle paylaşmak istemesi ve paylaşması en önemli kriter bence. Kazancını ortaklarıyla paylaşan adam bulmak çok zor ülkemizde.

      Sonra diğer özellikler geliyor. Bence en çok kendinize güvenin. Kitapları okursanız çok faydasını görürsünüz.

      Uzun vadede borsa normal şartlarda daha iyi kazandırır fakat faizlerin ve enflasyonun yüksek olması faizlere büyük avantaj sağlayabiliyor. Faizlerin düşmesi lazım.

      Saygılar.

      Ekim 17, 2018

Yorumunuzu Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.