Warren Buffett’ın Hissedarlara yazdığı Mektuplar Serisi: 2016

Herkese selamlar. Sıra geldi 2016 mektubuna.

Mektup Warren Buffett’ın hisse geri alımındaki düşünceleri ile başlıyor. Daha önceki mektuplarda da böyle bir iki yer görmüştüm. Hisse geri alımı ne zaman gereklidir ne zaman da hissedarlara değer kaybeder burdan öğrenebilirsiniz.

Yatırımlar bölümünde ise ünlü yatırımcı hisse senetlerinin hepsinin satılık olduğunu, sonsuza kadar elde tutmak gibi bir düşünceleri olmadığını, böyle bir söz vermediklerini söylüyor. “Fakat şu an satılık malımız yok.” diye ekliyor.

Son bölüm ise büyük bir sürpriz barındırıyor. Warren Buffett bir çatı hedge fon şirketiyle 10 seneliğine iddiaya giriyor. S&P 500 mi yenecek yoksa çatı hedge fonları mı?

Daha sonrasında da çok büyük yatırım dersleri veriyor. Bu iki bölümü mutlaka okumanızı tavsiye ederim.

Hadi başlayalım.

 

old-2577597_1920
Warren Buffett’ın Hissedarlara yazdığı Mektuplar Serisi: 2016

Ekran Resmi 2018-04-06 09.45.34.png
Berkshire 2016 Karşılaştırmalı Getirisi

BERKSHIRE HATHAWAY INC.

Berkshire Hathaway Inc. Hissedarlarına:

Berkshire’ın net değer artışı 2016 yılında 27.5 milyar dolardı ve defter değeri hem A hem de B sınıfı hisseler için %10.7 yükseldi. Başkanlığı aldığımız 52 yıl boyunca, hisse başı defter değerimiz 19 dolardan 172,108 dolara çıktı ve %19 arttı.

Ne Başarmayı Umuyoruz

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

Hisse Geri Alımları

Yatırım dünyasında hisse geri alımları tartışması bazen ateşleniyor. Fakat bu tartışmanın tarafları derin bir nefes almalı: Hisse geri alımlarının arzulanmasını ölçmek o kadar da zor değil.

Mevcut hissedarlar tarafından bakıldığında, hisse geri alımları artı değer yaratır. Bu satın almaların günlük etkisi ne kadar az olsa da, satıcılar için piyasada bir alıcının daha olması her zaman iyidir.

Kalan hissedarlar açısından ise, hisse geri alımları sadece gerçek değerinin altındaki alımlarda yararlı olur. Kural uygulandığında, kalan hissedarlar hemen gerçek değer artışı yaşarlar. Şu basit hesaba bir bakın: 3000 dolar değeri olan bir şirketin 3 eşit ortağı varsa ve ortaklardan birinin payı kalanlar tarafından 900 dolara alınırsa, kalan ortaklar hemen ellişer dolarlık kazanç elde ederler. Eğer 1100 dolar öderlerse de ellişer dolar kaybederler. Aynı matematik hem şirketlerde hem de hissedarlarında da geçerlidir. Dolayısıyla, hisse geri alımlarının hissedarlar için değer yaratıp yaratmadığı sadece fiyata bağlıdır.

Bu yüzden şirketlerin hisse geri alım duyurularında fiyatı belirtmemeleri her zaman kafa karıştırır. Bu, yönetim dışarıdan bir şirket aldığında kesinlikle böyle değildir. Orada fiyat al ya da geri çekil kararlarında dikkat edilecek tek şeydir.

Fakat CEO’lar ve yönetim kurulları kendi şirketlerinin payını aldıklarında, çoğu zaman fiyat konusunda kararsızdırlar. Üç ortaklı bir şirkette birbirlerinin payını alırken aynı şekilde dikkatsiz davranırlar mıydı? Tabii ki hayır.

Şirketin hissesi düşük fiyatlansa bile geri alım yapılmaması gereken iki durum vardır. Birincisi eğer tüm para işletmeyi korumak ve genişletmek için ya da daha çok borçlanmayı önlemek istediğindedir. Burada paranın içerideki ihtiyacı öncelik olmalıdır. Tabii ki bu varsayım şirketin yaptığı yatırımların karşılığını alacağı bir gelecek beklediğinde geçerlidir.

İkinci ve daha az yaygın olan seçenek de eğer şirket kendi hissesini satın almak yerine başka bir şirketi aldığında daha çok değer yaratması durumudur. Uzun zaman önce, Berkshire bu iki alternatif arasında seçim yapmaya çalışırdı. Şimdiki boyutumuzda ise bu olasılık pek mümkün görünmüyor.

Benim önerim: Hisse geri alımını düşünmeden önce CEO ve Yönetim Kurulu bir araya gelmeli ve “biri için akıllı fiyat diğeri için aptalcadır” demelidir.

* * * * * * * * * * * *

Sigorta 

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

Düzenlenmiş, Sermaye Yoğun İşletmeler

 

Üretim, Hizmet ve Perakende İşleri

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

Finans ve Finansal Ürünler

Yatırımlar 

Aşağıda en çok piyasa değeri bulunan 15 yatırımımız bulunmaktadır.

Ekran Resmi 2018-04-06 10.10.10.png
Berkshire Hathaway 2016 Hisse Senedi Varlığı

Aşağıdaki hisse senetlerinin bazılarının sorumluluğu benimle birlikte Berkshire’ın yatırımlarını yöneten Todd Combs ya da Ted Weschler’e ait. Her biri, bağımsız olarak, onar milyar dolar yönetiyorlar; kararlarından çoğu zaman ay sonu işlemlerine bakarak haberim oluyor. Yönettikleri 21 milyar doların içinde Berkshire’ın iştiraklerinin 7.6 milyar emeklilik fonu varlıkları da var. Not edildiği üzere, emeklilik fonu varlıkları tabloda yok.

* * * * * * * * * * * *

Tabloya eklenmeyen fakat önemli bir başka varlığımızda 5 milyar dolarlık Bank of America tercihli hisse senedi. Bu hisse, bize yılda 300 milyon dolar para öderken aynı zamanda 700 milyon Bank Of America hisse senedini 5 milyar dolara 2 Eylül 2021’e kadar alma hakkı veriyor. Yıl sonunda, bu ayrıcalık bize 10.5 milyar dolar kâr ettirebilir. İsterse Berkshire bu hisselerini 5 milyar doları ödemekte de kullanabilir.

Eğer şu an yıllık 30 cent olan Bank of America temettüsü 2021 yılına kadar 44 cente çıkarsa, nakitsiz olarak tercihli hisse senetlerimizi normal hisse senedine dönüştürmeyi düşünüyoruz. Eğer temettü 44 centin altında kalırsa, garantiyi bitmeden hemen önce çalıştırırız.

Bank of America dahil çoğu yatırımımız agresif olarak hisselerini geri alıyor. Bu davranışı seviyoruz çünkü bir çok hisse geri alımı düşük fiyatlardan yapıldı.  (Düşük fiyatlama, sonunda, burada olma sebebimiz). Bir şirket büyüdüğünde ve dolaşımdaki hisseler azaldığında hissedarlar için iyi şeyler olur.

* * * * * * * * * * * *

Şunu anlamak önemli ki bilançomuzdaki 86 milyar dolarlık nakit benzerinin (U.S Hazine Bonoları da dahil) %95’i Amerika’da tutuluyor ve geri dönüş vergisine tabi değil. Dahası, kalan paradan da çok az vergi kesilecek çünkü bunlar tutuldukları ülkede kazanıldılar ve vergilendirildiler. Bu ödemeler  para eve döndüğünde Amerika’daki vergiden düşülecekler.

* * * * * * * * * * * *

Medyada bazı yorumcular ya da hissedarlar elimizdeki hisse senetlerini “sonsuza kadar” tutacağımızı söylüyorlar. Doğrudur elimizdeki bazı senetleri gözün gördüğü zamana kadar satma niyetimiz yok. Fakat Berkshire’ın hisse senetlerini sonsuza kadar tutacağına dair bir sözümüz yok.

Bu sonuca Ekonomik İlkelerimizin 11. Maddesini çok üstünkörü okuyarak ulaşabilirsiniz. O prensip sahip olduğumuz şirketleri kapsıyor, hisse senetlerini değil. Bu sene 11. Maddeye hisse senetlerinin her an satılmaya hazır olduğunu anlatan bir cümle ekledik. Fakat ufukta böyle bir satış gözükmüyor.

* * * * * * * * * * * *

Yatırım bölümünü geçmeden önce, temettüler ve vergiler üzerine bir kaç eğitici kelime: Berkshire, çoğu şirket gibi, 1 dolar temettü gelirinden 1 dolar sermaye kazancında olduğundan daha fazla net değer kazanır. Bu sermaye kazançlarının vergiden muaf kazancın yolu olduğunu düşünen hissedarlarımızı şaşırtabilir.

Fakat işte şirket matematiği. Şirketin her realize ettiği 1 dolarlık sermaye kazancından 35 cent vergi kesilir (ve eyelet vergisi de). Temettü vergisi ise alıcının durumuna göre çok daha düşüktür.

Sigorta dışı şirketler için (ana şirket Berkshire Hathaway gibi) 1 dolarlık temettünün vergisi 10,5 cent. Dahası, bir şirketin %20’sinden fazlasına sahip bir sigorta dışı şirket 1 dolarlık temettüye 7 cent vergi öder. Mesela bu hepsi ana şirket tarafından sahip olunan ve bizim %27’sine sahip olduğumuz Kraft Heinz’dan aldığımız temettüler için de geçerlidir. Bunun mantığı da temettü ödeyen şirketin zaten bundan kurumlar vergisi ödemiş olmasıdır.)

Berkshire’ın sigorta şirketleri ise bundan çok daha fazlasını ödeler fakat bu tutar hala %35’in altındadır. Konut/kaza şirketleri aldıkları temettünün çoğundan %14 vergi öderler. %20’den fazlasına sahip oldukları Amerika merkezli şirketlerde ise %11 öderler.

Bu günkü vergi dersimiz buydu.

“Bahis” (Paranız Wall Street’te Yolunu Nasıl Bulur)

Bu bölümde, dokuz sene önce yaptığım bir bahisten ve daha sonra da yatırım hakkındaki düşüncelerimden bahsedeceğim. Fakat başlangıç olarak size, bu bahiste eşsiz bir yeri olan, Long Bets (Uzun Vadeli Bahis” isimli bir kuruluştan bahsedeceğim.)

Long Bets Amazon’un kurucusu Jeff Bezos tarafından temelleri atılan ve kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olarak bilin bakalım hangi alanda faaliyet gösteriyor: Uzun dönemli bahisler. Katılmak için, “teklif sahipleri” ileri bir zamanda doğru veya yanlış olacak bir fikri Longbets.org’a yazıyorlar. Sonra tersini düşünen bir tarafın bu bahsi karşılamasını bekliyorlar. Bir “şüpheci” öne çıktığı zaman, iki taraf da bahisten yararlanacak yardım kuruluşunu seçiyor, parayı Long Bets’e park ediyor; Long Bets’in sitesine düşüncesini savunan bir mektup yazıyor. Bahis tamamlandığında, Long Bets parayı kazanan yardım kuruluşuna yatırıyor.

Burada Long Bets’in sitesinde bulacağınız ilginç şeylerden birkaç tanesi:

2002 yılında, girişimci Mitch Kapor şöyle bir iddiada bulundu “2029 yılında hiç bir bilgisayar ya da “yapay zeka” Turing Testini (bir bilgisayarın insanı taklit edip etmediğini ölçen bir test) geçemeyecek. Testin yaratıcı Ray Kurzweil karşı tarafa bahse girdi. İkisi de 10.000 dolar koydular. Kimin kazanacağını bilmiyorum fakat, hiç bir bilgisayarın Charlie’yi taklit edemeyeceğine eminim.

Aynı yıl, Microsoft’tan Craig Mundie, 2030 yılında insansız uçakların rutin olarak yolcu taşıyacaklarını iddia etti. Google’dan Eric Schmidt ise aksini düşünüyordu. İddia 1000 dolardı. Eric’in yanıklarını hafifletmek için, bir pay da ben almak istedim. 500 dolarını benimle paylaştı (Eğer kaybedersek 2030 yılında hala hayatta olup 500 doları ödeyeceğimi düşünen varsayımı çok hoşuma gitti)

Şimdi benim bahsim ve tarihi: Berkshire’ın 2005 Faaliyet Raporunda, profesyoneller tarafından aktif olarak yönetilen fonların yıllar süren periyotlarda hiç bir şey yapmayıp oturan amatörler tarafından ortalama olarak geçileceğini iddia etmiştim. Çeşitli “yardımcılar” tarafından alınan büyük ücretlerin (yine ortalama olarak) düşük maliyetli endeks fonlara yatırım yapan amatörlerin gerisinde kalacağını söylemiştim.

Peşi sıra, 500.000 dolarlık bir bahis önererek, beş hedge fon seçecek olan (son derece popüler ve yüksek ücretli yatırım makinaları) hiç bir profesyonel yatırımcının belirli zaman diliminde yönetilmeyen düşük ücretli S&P 500 endeks fonunu geçemeyeceğini belirtmiştim. 10 yıllık bir bahis önerdim ve yarışmacı olarak da Vanguard S&P Endeks Fonunu seçtim. Sonra da bu beşlinin içine kendi fonlarını da koyan profesyonel yatırımcıların aksini iddia eden geçit törenlerini izledim. Ne de olsa bu yöneticiler diğerlerini kendi yeteneklerine milyarlarca dolar yatırmaya ikna etmeye çalışıyorlardı. Neden kendi paralarının birazını ileri sürmesinlerdi ki?

Takip eden şey ise sessizlikti. Hisse seçimindeki kahramanlıkları ile servetlerini biriktirmiş olan binlerce profesyonel olmasına rağmen sadece bir adam “Ted Seides” meydan okumama  karşılık verdi. Ted, Protégé Partners’ın çok ortaklı, birden çok hedge fona yatırım yapan bir fonun eş yöneticisiydi. Diğer bir deyişle, hedge fonlara yatırım yapan bir hedge fon.

Ted’i iddaadan önce tanımıyordum fakat parayı ağzının olduğu yere koyması hoşuma gitti. Bana karşı çok dürüsttü ve bahsi takip etmek için gereken bütün bilgiyi sağladı.

Protégé Partners’ın tarafında Ted, beş tane hedge fonlara yatırım yapan çatı fon seçti ve böylece benim Vanguard S&P Endeks Fonum gibi ortalama değer alacak bir buket yaptı. Seçilen beş tanesi paralarını yüzden fazla hedge fona yatırmışlardı ve bu da çatı fonlarının performansının tek bir yöneticinin iyi veya kötü performansına etki etmeyeceğini gösteriyordu.

Tabii ki her fonun yatırım yaptığı hedge fonlardan dolayı çok katmanlı ücretleri vardı. Bu ikili yapıda, büyük ücreti hedge fonlar alıyordu; her bir çatı fon da iyi hedge fon yöneticilerini seçtiği için belli bir ücret daha alıyordu.

Burada bahsin ilk dokuz yılı görünmektedir  (rakamların bir sonraki Ocak’ta iddaadan yararlanacak Girls Inc. of Omaha’yı mektuptan sonra çok heyecanlandıracağına şüphem yok)

Ekran Resmi 2018-04-06 10.23.54.png
S&P 500 ve Çatı Fonlar Karşılaştırması

Not: Protégé Partners’la yapılan anlaşmamdan dolayı bu çatı fonların isimleri hiç bir zaman açıklanmayacak. Fakat ben denetim raporlarını görebiliyorum.

Endeks fonunun şu zamana kadar yıllık getirisi, hisse senedi piyasası için tipik bir sonuç olan %7.1’di. Bu önemli bir gerçek: dokuz yıl boyunca düşük bir piyasa performansı büyük ihtimalle hedge fonların işine gelirdi çünkü bir çoğu büyük “kısa” pozisyon taşıyorlar. Tersine, dokuz yıllık yüksek piyasa performansı ise endeks fonunu uçururdu.

İkisinin yerine biz “normal” bir piyasadaydık. 2006 yılına kadar, çatı fonlar yıllık ortalama %2.2 getiri sağladı. Bu da bunlara yatırılan 1 milyon dolar 220.000 dolar kazanmıştı. Bu arada endeks fonu 854.000 dolar getiri sağlamıştı.

Bu arada akılda tutun ki bu yüzün üstünde hedge fonu yöneticisinin elinden gelenin en iyisini yapmakta çok çıkarı var. Dahası, Ted’in seçtiği bu beş çatı fonunun yöneticilerinin de ücretleri bu hedge fonların performansına bağlı olduğu için, en iyi hedge fonları seçmekte çıkarı var.

Eminim ki her kademedeki yöneticiler de hem akıllı hem de dürüst insanlar. Fakat kesin bir şey var. O da yatırımcıları için sonuçlar üzücü, gerçekten üzücü. Ve yazık ki, bu performansa bağlı olmayan yüksek ücretler, dokuz yıl boyunca tazminat hakkı olarak bunların yöneticilerini paraya boğdu. Gordon Gekko’nun dediği gibi: “Ücretler uyumaz.”

Bahsimizde geçen hedge fonu yöneticileri, limitli ortaklarından ortalama hedge fonlardaki “2 ve 20” kuralı kadar yani yıllık ne olursa olsun %2 ve elde edilen kârın %20’si kadar ücret almaya devam ettiler (zararlar kârları etkilemeden). Bu dengesiz anlaşma altında, sadece senetleri üst üste yığan yöneticiler olağanüstü zengin olurken, yatırımları çok zayıf performans gösterdi.

Hala ücretleri geçemedik. Hatırlayın, daha beslenecek çatı fonu yöneticileri var. Bu yöneticiler de genellikle varlıkların %1’i kada ücret alırlar. Bu çatı fonların korkunç performansına rağmen, bazıları güzel yıllar geçirdiler ve “performans” ücreti aldılar. Sonuç olarak, tahmin ediyorum ki çatı fonun elde ettiği kârın %60’ı bu iki yönetici katmanı tarafından alındı. Bu, yüzlerce limitli ortağın hiç bir çaba göstermeden (ve hiç ücret ödemeden) kendi başlarına başarabilecekleri şeyin gayrimeşru olarak alınmasıydı.

Benim fikrime göre, bu bahsin ortaya koyduğu hedge fon yatırımcılarının hayal kırıklığı yaratan sonuçları gelecekte de tekrar edecek. Bahse girerken sebeplerimi Long Bets internet sitesine yazdım ve hala orada duruyor. Söylediğim şuydu:

1 Ocak 2008’de başlayan ve 31 Aralık 2017’de bitecek olan on yıllık zaman aralığında S&P 500, hedge fon çatı kuruluşlarından oluşan bir portföyü, ücretler, maliyetler ve diğer harcamalar hesaba katıldığında, yenecektir.

Bir çok akıllı insan hisse senedi piyasasından daha iyi performans göstermeyi bekliyor. Bunlara “aktif yatırımcılar” deyin.

Onların karşısında ise ortalama sonuçlar elde eden pasif yatırımcılar bulunmakta. Ortalama olarak bunların sonuçları da şöyle böyle endeks fonlarınki kadar olacak. Bu yüzden, tüm evren (aktif yatırımcılar) ortalama bir başarı elde edecek. Fakat, bu yatırımcılar çok daha büyük maliyetlerle karşılaşacaklar. Yani, ortalama sonuçlar çok yüksek giderlerden dolayı ortalama yatırımcının altında kalacaktır.

Maliyet; yıllık ücretler, büyük performans ücretleri ve aktif işlem maliyetleri de eklendiğinde göğe çıkar. Bu ücretler çatı fonlar için daha da önemli hale gelir çünkü yatırım yaptıkları hedge fonların yüksek ücretlerin üzerine gelir.

Bir çok akıllı insan hedge fonu yönetimi işine girmiştir. Fakat çabalarının çoğu kendi kendini etkisiz hale getirir ve IQ’ları yatırımcılara uyguladıkları yüksek ücretin üstesinden gelemez. Yatırımcılar, ortalama olarak ve zamanla, düşük maliyetli endeks fonlarında, bu çatı fonlarından daha iyi sonuçlar elde edeceklerdir.

İşte benim savım: basit bir denklem şeklinde sunmama izin verin. Eğer Grup A (aktif yatırımcılar) ve Grup B (hiç bir şey yapmayan pasif yatırımcılar) bir yatırım evrenini oluşturuyorlarsa ve B maliyetlerden sonra ortalama bir getiri elde edecekse, A da aynısını elde etmeli. Hangi grubun maliyetleri en düşükse o kazanır. (İçimdeki akademik, bahsetmem gereken çok küçük bir nokta olduğunu söylüyor ve bu formülü az da olsa değiştirecek). Eğer A grubunun aşırı yüksek maliyeti varsa, geri kalması kesin olacak.

Tabii ki bazı yetenekli bireysel yatırımcılar uzun zaman aralıklarında S&P’yi geçeceklerdir. Fakat hayatım boyunca, şimdiye kadar bunu yapan ya da yapmasını beklediğim on ya da onun civarında bunu profesyonel tanıdım.

Hiç şüphem yokki daha önce tanışmadığım yüzlerce hatta binlerce kişi de yukarıda tanımladığım kişilerin yeteneklerine sahiptir. Sonuçta iş imkansız değil. Problem şu ki bunu deneyecek yöneticilerin büyük çoğunluğu başarısız olacak. Ayrıca fonlarınızı yöneten kişinin, bu yüksek performans gösterecek istisnalar arasında olmayacağı da bir gerçek. 60 sene önce tanıştığım ve uzun vadede çok güzel getiriler elde eden muhteşem insan iyi söylemiş: “Yatırım yönetiminde gelişim; mucitlerden, takipçilere ve onlardan da yeteneksizlere doğru olur.”

Kendi ücretini ödeyecek nadir yüksek ücretli bir yatırım profesyoneli bulmak konusunu daha da zorlamak isteyenler kısa dönemde başarılı olabilirler. 1000 tane yatırım yöneticisi senenin başında piyasanın ne olacağına dair tahmin yapsa, on yılın dokuzunda doğruyu bilen yalnızca bir kişi olurdu. Tabii ki 100 maymundan bir bilge çıkar. Fakat bir farkla: şanslı maymun insanları ona yatırım yapmak için sıraya girmiş bulmaz.

Sonuç olarak, yatırım başarısını başarısızlığa götüren üç birbirine bağlı gerçeklik vardır. Birincisi, iyi bir yatırım rekoru çabucak parayı kendine çeker. İkincisi; çok para yatırım performansında çapa görevi görür: milyonlarla kolay olan milyarlarla çok zordur. Üçüncüsü, birçok yatırımcı yine de kendi kişisel dengeleri için daha çok para peşinde koşuyorlar (ne kadar çok fon yönetirlerse o kadar çok para kazanırlar.)

Bu üç nokta benim için yeni değil: Ocak 1966’da, 44 milyon dolar yönetirken, limitli ortaklarıma şöyle yazdım: “Büyük cüsse gelecek sonuçlarımıza yardım etmek yerine onlara zarar verecektir.Bu benim kişisel sonuçlarımda geçerli olmayabilir, fakat sizin sonuçlarınızda doğrudur. Bu yüzden, … BPL’ye başka ortak almayı düşünmüyorum. Susie’yi de eğer başka çocuğumuz olursa ona başka bir ortaklık bulması konusunda uyardım.”

Sonuç: Trilyonlarca dolar, yüksek ücretli Wall Streetçiler tarafından yönetildikçe, kârın çoğunu yöneticiler alacak müşteriler değil. Hem küçük hem de büyük yatırımcılar düşük maliyetli endeks fonlarında kalmalı.

* * * * * * * * * * * *

Eğer Amerikan yatırımcıları için en iyiyi yapan kişi için bir heykel dikilecek olsa, seçilecek kişi Jack Bogle olmalıdır. On yıllar boyu, Jack yatırımcıları ultra düşük ücretli endeks fonlarına yatırım yapmaya ikna etmeye çalıştı. Bu çabasında, kendilerine büyük fayda sağlarken hiç bir şey vermeyen (bazı durumlarda hiçbir şeyden de az) yöneticilere akan paranın çok az bir kısmı yatırımcılara kaldı.

İlk zamanlarında Jack, sık sık yatırım yönetimi endüstrisi tarafından alaylara konu oldu. Fakat bugün, aksi halde kazanabileceklerinden çok daha fazlasını kazandırdığı milyonlarca insanın verdiği tatmin duygusunu yaşıyor. Onların ve benim gözümde o bir kahraman.

* * * * * * * * * * * *

Uzun yıllar boyunca bir çok sefer yatırım tavsiyesi vermem istendi ve bu süreçte insan davranışı konusunda bir çok şey öğrendim. Yaptığım genel tavsiye ise sıradan bir S&P endeks fonu oldu. Onların hesabına, ortalama kazanç hedefleyenlerin hepsi bu tavsiyeye uydular.

Fakat inanıyorum ki, süper zengin bireylerin hiçbiri, kurumlar ya emeklilik fonları aynı tavsiyeye verdiğimde ona uymadılar. Bunun yerine, bu yatırımcılar kibarca bana teşekkür ettiler ve yüksek ücretli yöneticilerin siren sesini dinlemek için ya da kurumların özelinde, başka bir hiper yardımcı olan danışman aramak üzere ayrıldılar.

Fakat bu meslek sorunlarla karşılaşıyor. Düşünebiliyor musunuz ki bir danışman yıllar yılı müşterilerine S&P 500 Endeks Fonu tavsiye etsin. Bu kariyerin intiharı olur. Fakat, bu hiper yardımcı yönetici bunun yerine her sene küçük değişikleri tavsiye ederse ücretler akar. Bu genellikle moda yatırım “stilleri” ve değişimi mantıklı kılacak ekonomik trendler gibi olağandışı saçmalıklarla birlikte gelir.

Zenginler en iyi yemek, okullar, eğlence, ev, estetik cerrahi, spor müsabakası biletleri, siz gerisini getirin, kendilerinin hakkı olduğunu düşünürler. Öyle düşünürler ki paraları, onlara kitlelerin aldıklarından başka şeyler almalıdır.

Doğrusu, hayatın bir çok noktasında, para üst kalitede ürün ve hizmetler satın alır. Bu sebepten dolayı, finansal “elitler” (zengin bireyler, emeklilik fonları, üniversite fonları vb.) bir kaç bin dolar yatırım yapacak parası olan insanlarla aynı araca yatırım yaparken süklüm püklüm olurlar. Zenginlerin bu çekincesi söz konusu ürün açık ara en iyi seçenek (beklenti bazında) olmasa da devam eder. Çok kabaca yaptığım hesaba göre, geçen on yılda zenginlerin üstün yatırım tavsiyesi aramaları onlara 100 milyar dolara maloldu. Şunu hesaplayın: bir kaç trilyon doların %1 ücreti bile ne kadar çok ediyor. Tabii ki, hedge fonlara para koyan her yatırımcı S&P’nin gerisinde kalmadı. Fakat benim ortalamada geri kalan hesabımım çok muhafazakar olduğuna inanıyorum.

Finansal hasarın büyük kısmını kamu çalışanlarının emeklilik fonları aldı. Bir çok fon çifte dezavantajla, düşük yatırım performansı ve yüksek ücretlerden dolayı, yeterince mali olarak desteklenememiştir. Varlıklarında meydana gelen bu eksikler on yıllarca vergi ödeyenlerin ceplerinden çıkacaktır.

İnsan davranışı değişmeyecek. Zengin bireyler, emeklilik fonları, vakıflar ve benzerleri hep “bir miktar daha” ekstra finansal tavsiyeye ihtiyaç duyacaklarını düşünecekler. Bu beklentiye oynayan danışmanlar çok zengin olacaklar. Bu sene sihirli iksir hedge fonlar olabilir, on yıl sonra da başka bir şey. Bu verilmiş sözler geçidinin benzer sonuçları ise bir atasözünde belirtilmiştir: “Parası olan bir adam tecrübesi olan bir adamla bir araya geldiğinde, parası olan masadan tecrübeyle ayrılırken, tecrübesi olan da parayı alır. “

Uzun zaman önce kayınbiraderim Homer Rogers, Omaha’da canlı hayvan pazarında çalışırdı. Ona bir çiftlik sahibini ya da çalışanını sığır ya da domuzlarını dört mezbahaya (Swift, Cudahy, Wilson ve Armour) satması için aracılığa nasıl ikna ettiğini sordum. Peki diye sordum Homer’a, nasıl bir satıcı diğerinden daha iyi sonuç elde edebiliyor?

Homer bana acıyan bir bakış attı: “Warren, olay onları nasıl sattığın değil, onlara bunu nasıl söylediğin.” Canlı hayvan pazarında işleyen şey, Wall Street’te de aynen işliyor.

* * * * * * * * * * * *

Ve, sonunda, Wall Streetçilere, benim iyi arkadaşlarıma bir zeytin dalı uzatmama imkan verin. Berkshire bize satın alma fırsatları getiren yatırım bankacılarına ücret ödemeyi çok sever (çok fazla ücreti bile). Dahası, yüksek performanslarından dolayı içimizdeki iki yatırım bankacısına da çok yüksek ücretler ödedik ve ödemeye devam ediyoruz.

İncil’den örnek verirsem (Ephesians 3:18), Wall Street’e söylendiği zaman, dört harflik kelimeden (fees, ücret) akan enerjinin tepesini, dibini,  boyunu ve enini biliyorum.  Ve bu enerji Berkshire’a değer katıyorsa, zevkle büyük bir çek yazarım.

Genel Kurul

* * * * * * * * * * * *

25 Şubat 2017                                                    Warren E. Buffett

Yönetim Kurulu Başkanı

Mektubun orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. 

4 Yorum

  1. Son bölümü çok beğendim, Twitter’da da paylaştım. 🙂 Yazı için teşekkürler. Ama vergi bölümü pek karmaşıktı mevzuattan ötürü… 🙂 İçinden çıkılmıyor… 😀

    Nisan 24, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Küçük Yatırımcı,

      Vergi rejimleri farklı olduğu için kafa karışıklığı olabilir. Diğer yerlerde çok değerli bilgiler var:) Twitter’daki nick farklı o zaman:) Hazerfen’di değil mi?

      Saygılar.

      Nisan 25, 2018
    • evet, nickim farklı. 🙂 burada belki ben de bir blog sayfası açarım diye deneme yapmıştım, 1-2 cümle yazıyor şu an. 🙂 bence pek kolay değil blog yazmak, size saygı duyuyorum, ciddi vakit ve emek ayırmak gerek… burada bi çok yazıda ermangg, hezarfen ya da küçük yatırımcı diye geçiyor adım. twitter sayfam: https://twitter.com/hezarfen1923 . hatırlarsanız size bir kez de yazmıştım, geçen güzün sanırsam… bi wordpressten bir normal siteden girdiğim için nickim değişiyor da olabilir, zırt pırt değiştirmiyorum çünkü… 🙂

      bu arada mektupları tek bir sayfada toplayabilir misiniz diyecektim, ama yapmışsınız o arada, demin gördüm. az okunması doğal bence, çünkü çevrilmesi kadar asla olmasa da, 40 mektubu okuyup anlayıp özümseyip, içindeki yöntemleri düzenli olarak uygulayabilmek de büyük marifet… 🙂 bir de toplum olarak okuma alışkanlığımız pek yok kanaatimce…

      iyi geceler dilerim.

      Nisan 26, 2018
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Ermangg sen misin yahu:) Elli tane nickle yazıyorsun takip edemiyorum:)

      Maalesef alışkanlık yok. Ama bu mektupların mutlaka okunması lazım. Bakış açısı çok değişecek insanların ben eminim.

      Saygılar:)

      Nisan 26, 2018

küçükYatırımcı için bir cevap yazın Cevabı iptal et

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.