Warren Buffett’ın Hissedarlara Yazdığı Mektuplar Serisi: 2007

Herkese selamlar! Warren Buffett’ın hissedarlarına yazdığı mektuplarda artık sonlara geliyoruz. Amerika’da ortam karışık. Mortgage krizi başlamış fakat Lehman Brothers daha batmamış. Ortalık kıyamet yeri değil yani daha:) Sabırsızlanıyorum oralara gelmek için.

Warren Buffett mektubuna; kredi verenlerin ev alanlara ahmakça dağıttığı kredilerin sonuçlarından bahsederek başlıyor. Ev fiyatları yükselirken her şey çok güzeldi, fakat ev fiyatları düşünce işler değişti.

Mektup, ünlü yatırımcının şirketleri iyi, kötü ve korkunç olarak tanımlaması ile devam ediyor. Bunları örneklerle açıklıyor. Bu bölümü yaptığı hataları nedenleri ile birlikte bir bir sıralayarak kapatıyor. Bir CEO’nun yaptığı hatalardan bu kadar rahat bahsetmesi olacak iş değil.

Berkshire’ın hisse senetlerinde durumlar iyi. Warren Buffett şirketleri nasıl değerlendirdikleri hakkında ipuçları verip kriterlerini sıralıyor.

Mektup daha sonra Berkshire’ın türev araçları pozisyonları ve Amerika’nın dış ticaret açığı hakkındaki düşüncelerle devam ediyor. Sonda ise kur pozisyonları var.

Hadi başlayalım… Ben de çok merak etiğim 2008 mektubuna geçeyim.

mailbox-1682944_1920
Warren Buffett’ın Hissedarlara Yazdığı Mektuplar Serisi: 2007

BERKSHIRE HATHAWAY INC. 

Berkshire Hathaway Inc. Hissedarlarına:

2007 yılında net varlığımız 12.3 milyar dolar arttı ve hisse başı defter değerimiz hem A hem de B sınıfı hisseler için %11 yükselmiş oldu. Başkanlığı aldığımız 43 yıl boyunca, defter değerimiz 19 dolardan 78,008 dolara yükseldi ve yıllık %21.1 artmış oldu.

Toplamda, 75 işletmemiz iyi işler yaptı. Sorunları olanlar ise konut ile ilgili tuğla, halı ve emlak operasyonları oldu. Geri çekilmeleri hem küçük hem de geçici. Bu alanlardaki rekabetçi pozisyonumuz güçlü kalmaya devam ediyor ve onları hem iyi hem de kötü zamanlarda mükemmel şekilde yöneten birinci sınıf CEO’lara sahibiz.

Fakat bazı büyük finansal kurumlar geçen sene mektupta bahsettiğim zayıf kredi verme uygulamalarından dolayı sıkıntıya düştüler. Wells Fargo’nun CEO’su John Stumpf kredi verenlerin bu davranışını yerinde olarak şöyle tanımlıyor: “Eski uygulamalar gayet güzel işlerken endüstrinin para kaybedecek yeni yollar bulması çok ilginç.”

2003 yılı Silikon Vadisi sloganlarından birini hatırlarsınız, “Lütfen tanrım, sadece bir balon daha.” Ne yazık ki, bu dilek gerçekleşti, neredeyse bütün Amerikalılar ev fiyatlarının sonsuza kadar yükseleceğine inandılar. Bu inanç, kredi alanın gelirini ve nakit varlığını kredi verenler için önemsiz kıldı ve ev fiyatları artışının bütün sorunları çözeceği düşünüldü. Bu gün, bütün ülke bu yanlış inancın acısını çekiyor. Ev fiyatları düştükçe, daha büyük finansal ahmaklıklar gün yüzüne çıkıyor. Denizde kimin çıplak yüzdüğünü dalgalar çekilince anlarsınız ve şu an bazı büyük finansal kuruluşlarımızın çirkin bir görüntü verdiğini görüyoruz.

Ölçüler

Ekran Resmi 2018-02-19 09.22.09.png
Berkshire 2007 Hisse Başı Yatırım

 

Ekran Resmi 2018-02-19 09.25.46.png
Berkshire 2007 Hisse Başı Kazanç

* * * * * * * * * * * *

Berkshire’a katılan muhteşem yöneticilerimiz çabalarımızda bize yardım edecekler. Bu bir çok açıdan alışılmadık bir grup. Birincisi, çoğunun finansal olarak çalışmaya ihtiyaçları yok. Çoğu bize işletmelerini büyük paralara sattı ve paraya ihtiyaçları olduğundan değil de bu işi sevdikleri için çalışıyorlar. Doğal olarak adil şekilde ödeme almak istiyorlar fakat bu sıkı ve verimli çalışmalarının tek nedeni değil.

İkinci ve bağlı olan neden ise bu yöneticiler iş yaşamları boyunca çalışmak istedikleri işte çalışmaları. Neredeyse bütün büyük işletmelerde CEO’nun altındaki anahtar yöneticiler piramidin tepesine tırmanmak için can atarlar. Onlar için, yönettikleri birim veya pozisyon bir atlama taşıdır. Doğrusu, beş yıl sonra aynı pozisyonda olurlarsa bunu başarısızlık sayarlar.

Tersine, CEO’larımızın başarısı benim yerimi almalarıyla değil işletmelerindeki uzun dönemli performans ile ölçülür. Kararlarını alırken bu günü değil sonsuzu düşünürler. Berkshire’ın bu nadir ve taklit edilemez yönetim yapısı şirketimize gerçek bir avantaj sağlar.

Satın Almalar

 

* * * * * * * * * * * *

 …

İşletmeler – Muhteşem, İyi ve Korkunç

Şimdi bizi hangi tür işletmelerin cezbettiğini tartışalım. Hazır oradayken, hangilerinden kaçınmak istediğimize de bakalım.

Charlie ve ben a) anladığımız, b) uzun dönem ekonomisi iyi, c) yetenekli ve güvenilir yöneticileri olan, d) mantıklı fiyat etiketi olan şirketlere bakarız. Tüm işletmeyi, yada şirketi yöneten ortağımız olmak istiyorsa, en az %80’ini almak isteriz. Kontrol edecek kadar büyük bir satın alma mümkün olmadığında ise hisse senedi piyasasından belli bir miktar almaktan da mutluluk duyarız. Umut Elması’ndan bir parçaya sahip olmak bütün sahte elmaslara sahip olmaktan daha iyidir.

Gerçekten iyi bir işletme mükemmel yatırım getirilerini koruyan dayanıklı “hendeğe” sahip olmalıdır. Kapitalizmin kanunları yüksek getiri sağlayan işletmelerin “kalelerinin” sürekli olarak kuşatılmasını garanti eder. Bu yüzden başarı için en düşük maliyetli satıcı olmak (GEICO, Costco), dünya çapında büyük bir markaya sahip olmak (Coca-Cola, Gillette, American Express) şarttır. İş dünyası tarihi “Roma mumları” ile yani hendekleri hayali olan ve kolayca aşılan şirketlerle doludur.

“Dayanıklılık” kuralımız bizi endüstri koşulları çabuk değişen ve sürekli değişime açık şirketlerden uzak tutuyor. Kapitalizmin yaratıcı yıkıcılığı toplum için çok iyi olsada, işletmenin öngörülebilirliğini imkansız kılar. Sürekli yeniden inşaa edilmesi gereken bir hendek aslında hendek değildir.

Ek olarak, bu kriter başarısı muhteşem bir CEO’ya bağlı olan şirketleri de elememizi sağlar. Tabii ki müthiş bir CEO işletme için çok iyi bir varlıktır ve Berkshire’da onlardan bolca var. Onların yetenekleri, normal CEOlar tarafından yönetilseydi asla yaratılamayacak, milyarlarca dolar yarattı.

Fakat  eğer işletme mükemmel  sonuçlar elde etmek için bir yönetim süper starına ihtiyaç duyuyorsa, tek başına muhteşem kabul edilemez. Bölgenin en iyi cerrahının olduğu bir hastane artan oranlı ve bolca gelir elde edebilir fakat bu gelecek ile ilgili çok az şey söyler.  Ortaklık hendeği cerrah gidince yıkılır. Fakat CEO’su gitse bile (ki ismini bile bilmiyorsunuz) Mayo Clinic’in hendeğinin  sağ sağlam kalacağına emin olabilirsiniz.

İstikrarlı bir endüstride uzun dönemli rekabetçi üstünlük bir tam da bizim aradığımız şeydir. Eğer bu üstünlük hızlı organik büyüme ile birlikte geliyorsa muhteşem. Fakat organik büyüme olmasa bile, bu tür işletmeler size ödüllendirir. Basitçe bu işletmelerin kârlarını alırız ve onları başka iyi işletmeleri almada kullanırız. Parayı illa kazandığınız yere yatıracaksınız diye bir kural yok. Doğrusu, çoğu zaman bunu yapmak bir hatadır: Maddi varlıklardan yüksek getiri elde eden işletmeler, kârlarının büyük kısmını tekrar bu işe yatırarak uzun dönem yüksek getiri elde edemez.

Hadi şimdi rüya işletmenin prototipi olan See’s Candy’e bakalım. İşletmenin operasyonlarını yürüttüğü kutu çikolata işi çok sıradan: kişi başı tüketim Amerika’da çok düşük ve büyümüyor. Bir çok ünlü eski firma battı ve sadece üç firma 40 yıllık periyotta iyi bir getiri sağladı. Doğrusu, ben See’s in bir kaç eyaletten kazandığı paranın tüm endüstrinin kazandığının yarısı olduğuna inanıyorum.

Blue Chip Stamps şirketi aldığında Sees’de 16 milyon pound şeker satılıyordu (Blue Chip’i Charlie ve ben kontrol ediyorduk ve sonra Berkshire ile birleştirdik). Geçen sene See’s 31 milyon pound şeker sattı ve bu yıllık %2 büyüme demekti. Yinede See’s ailesinin 50 yılda oluşturduğu ve daha sonra Chuck Huggins ve Brad Kinstler tarafından güçlendirilen marka Berkshire’a muhteşem sonuçlar elde ettirdi.

See’si  25 milyon dolara, yıllık satışları vergiden önce 30 milyon dolar ve vergiden önceki kârı 5 milyon dolardan azken aldık. Şirketi idare etmek için gereken işletme sermayesi 8 milyon dolardı (yılın bir kaç ayı  sezondan dolayı küçük bir borç almamız gerekiyordu). Sonuç olarak, işletme yatırılan sermayenin %60’ını vergiden önceki kâr olarak kazanıyordu. İki faktör işletme sermayesini düşürmemize yardımcı oldu. Birinci faktör ürünün nakit olarak satılması ve alacak hesabı kullanmamamızdı. İkincisi de üretim ve dağıtım döngüsü kısaydı ve stokları azaltıyordu.

Geçen sene Sees’in satışları 383 milyon dolar ve vergiden önceki kârı 82 milyon dolardı. Şimdi ise işletme sermayesi ihtiyacı 40 milyon dolar. Bu demek oluyor ki bu ortalama büyümeyi sağlamak için işletmeye 1972’den beri 32 milyon dolar yatırmak zorunda kalmışız ve bir şekilde hiç de mütevazi olmayan kârlar elde etmişiz. Bu arada vergiden önceki kazançlar toplam 1.35 milyar dolara çıktı. Bütün bunlar, yatırdığımız 32 milyon dolar hariç Berkshire’a (birleşmeden önce Blue Chip’e) gönderildi. Kurumlar vergisi ödedikten sonra kalan tutarı çekici işletmeleri almakta kullandık. Adem ile Havva’nın 6 milyar insanla sonuçlanan olayları başlatması gibi, See’s de bizim için çok nakit akışı yarattı.

Şirketler Amerikası’nda See’s gibi pek işletme yok. Tipik olarak, şirketlerin kârlarını 5 milyon dolardan 82 milyon dolara çıkaracak büyümeyi finanse edecek yaklaşık 400 milyon civarı sermaye yatırımı gerekir. Bunun sebebi büyüyen işletmelerin hem büyüyen satışları karşılamak için işletme sermayesine ihtiyaçları olması, hem de sabit sermaye yatırımına olan büyüyen ihtiyaçlarıdır.

Büyümeyi sağlamak için yüksek sermaye harcaması gerektiren işletmeler de başarılı olabilir. Bizim 400 milyon duran varlık yatırımı yapıp 82 milyon dolar vergiden önce kâr eden örneğimizde de kötü bir şey yoktur. Fakat büyük sermaye yatırımı yapmadan gelirleri arttırmak çok daha iyidir. Google’a ve Microsoft’a sorun.

Heyecan verici olmayan ama iyi bir başka örnek de FlightSafety. Bu şirket müşterilerine bildiğim her şirket kadar fayda sağlıyor. Ayrıca çok büyük rekabetçi üstünlüğü var: en iyi uçuş eğitimi şirketinden başkasına gitmek ameliyatı daha kötü yerde olmak gibidir.

Yinede, bu işletmenin kârını arttırması için önemli oranda yatırım yapması gerekiyor. FlightSafety’i 1996 yılında aldığımızda, vergiden önceki faaliyet kârı 111 milyon dolardı ve duran varlıklara yaptığı yatırım 570 milyon dolardı. Satın almamızdan sonra, amortisman giderleri 923 milyon dolar oldu. Fakat sermaye giderleri 1.635 milyar dolara çıktı ve bunların çoğunu simülatörlere harcadık (bir simulator bize 12 milyon dolara maloluyor ve bizde 273 tane var). Duran varlıklarımız, değer artışlarından sonra 1.079 milyon dolar. Vergiden önce kârımız 2007’de 270 milyon dolar oldu ve bu tutar 1996’da 159 milyon dolardı. Bu bize, Sees’den elde ettiğimizden uzak olan, 509 milyon dolar marjinal kâr bıraktı.

Sonuç olarak, ekonomik getiri olarak ölçülürse, FlightSafety mükemmel bir şirket fakat olağanüstü değil. Bu “daha fazla kazanmak için daha fazla yatır.” kuralı çoğu Amerikalı şirket için geçerli. Örnek olarak, bizim düzenlenmiş altyapı işlerimiz tam bu kategoriye düşüyor. On yıl sonra bu işten çok daha fazla kazanacağız fakat milyarlarca dolar para yatırmamız gerekecek.

Şimdi de korkunç şirkete geçelim. Bu şirket çok hızlı büyüyen, büyümeyi sağlamak için çok sermaye yatırımı gerektiren ve çok az ya da hiç para kazanmayan gruptur. Havayollarını düşünün. Wright kardeşlerden beri dayanıklı rekabetçi üstünlüğün güvenilmez olduğunun bir kanıtıdır bu endüstri. Doğrusu, Eğer Kitty Hawk’da öngörülü bir kapitalist olsaydı, Orville’yi vurup düşürerek yoldaşlarına çok büyük bir iyilik yapmış olurdu.

Havayolu endüstrisinin sermaye ihtiyacı ilk zamandan beri doyumsuzdur. Yatırımcılar büyümenin çekiciliğine kapılarak ilk zamandan beri bu sonu olmayan çukura para akıtmaktadırlar. Ben de, utanıyorum ama, U.S. Air tercihli hisse senedi alarak 1989’da bu ahmaklığa katılmıştım. Daha mürekkep kurumadan şirket türbülansa girmişti ve tercihli temettülerimiz ödenmemeye başlamıştı. Fakat daha sonra şansımız döndü. 1998 yılında havayolu endüstrisi hakkında yanlış bir olumlu hava varken, hisselerimiz yüksekten satabildik. Hisselerimizi sattıktan yaklaşık on yıl sonra şirket iflas etti. İkinci kere…

Toparlarsam, üç tür “mevduat hesabı” düşünün. Bir tanesi yıllar geçtikçe artan olağanüstü yüksek bir faiz ödüyor. İkincisi de çekici bir temettü ödüyor ve para ekledikçe ona da faiz veriyor. Son olarak, kötü mevduat hesabı hem çok düşük bir faiz veriyor hem de sürekli bu düşük faizden para eklemeniz gerekiyor.

* * * * * * * * * * * *

Şimdi itiraf zamanı. Bu not edilmeli ki, hiç bir danışman, yönetim kurulu ya da yatırım bankacısı beni bu hatalara itmedi. Tenis dilinde bunlar zorlama olmadan yapılan hatalar denir.

Başlangıç olarak az kalsın See’s satın almasını patlatıyordum. Satıcı 30 milyon istiyor bense 25 milyondan fazla vermiyordum. Şansımıza satıcı geri adıma attı. Yoksa anlaşmayı yapamayacaktık ve 1.35 milyar dolar başkasına gidecekti.

See’s satın almasını yaptığımız zaman Tom Murphy Capital Cities Broadcasting’i yönetiyordu ve bana almam için Dallas-Fort Worth NBC’yi 35 milyon dolara teklif etti. İstasyon Fort Worth sözleşmesi ile birlikte geliyordu ve çapraz sahiplik kuralları gereği Murph bundan kurtulmak zorundaydı. TV istasyonlarının See’s gibi işletmeler olduğunu ve yönetmek için neredeyse hiç sermaye gerektirmediğini biliyordum. Çok kolay yönetiliyorlardı ve sahiplerini nakite boğuyorlardı.

Dahası Murph, şimdi olduğu gibi o zaman da çok yakın arkadaşımdı ve onu hem müthiş bir yönetici hem de müthiş bir insan olduğu için çok takdir ediyordum. Televizyon işinin başını sonunu biliyordu ve işlerin yürüyeceğinden emin olmasa beni aramazdı. Aslında Murph kulağıma “al” diye  fısıldadı fakat ben dinlemedim.

2006 yılında istasyon, vergiden önce 73 milyon dolar kazandı ve anlaşmadan sonra neredeyse hepsi sahiplerine kalan yaklaşık 1 milyar dolar nakit bıraktı. Dahası, varlığın şu anki değeri 800 milyon dolar. Neden “hayır” dedim? Tek açıklaması beynim tatile gitti ve beni uyarmayı unuttu. (davranışım bir zamanlar politikacı Molly Ivins’ın bahsettiği ile benzerlik gösteriyor: “I.Q’su biraz daha düşük olsaydı, onu günde iki kere sulamak zorunda kalırdınız.”)

Son olarak, ondan daha kötü hatam da ayakkabı üretimi yapan Dexter şirketine evet demem oldu. 1993 yılında şirketi almak için 433 milyon dolarlık Berkshire hissesi verdim (25,203 A hissesi). Emin olduğum dayanıklı rekabetçi avantajlar bir kaç yıl içinde yok oldu. Fakat bu sadece başlangıç: Berkshire hissesi kullanarak, bu hatayı bileşik olarak arttırdım. Bu da Berkshire’a 400 milyon dolar değil 3.5 milyar dolar kaybettirdi. Özünde, şu anda 220 milyar dolar eden muhteşem bir şirketin %1.6’sını değersiz bir işletmeyi almak içi kullandım.

Bu güne kadar, Dexter yaptığım en kötü anlaşma oldu. Fakat gelecekte daha çok hata yapacağım, buna iddiaya girebilirsiniz. Bobby Bare’ın şarkısından bir mısra bunun satın almalarda ne kadar çok olduğunu açıklar: “Asla çirkin bir kadınla yatağa girmedim, fakat tabii ki bir kaç tanesiyle uyandığım oldu.”

* * * * * * * * * * * *

Sigortacılık

 

Düzenlenmiş Altyapı İşleri

 

Üretim, Hizmet ve Perakende İşleri

Finans ve Finansal Ürünler

Yatırımlar

Aşağıda 600 milyon dolar ve üzeri isimlendirilen hisse senedi portföyümüz bulunmaktadır.

Ekran Resmi 2018-02-19 09.45.15.png
Berkshire 2007 Hisse Senedi Varlıkları

Toplamda yatırımlarımızın performansından memnunuz. 2007’de, Amerikan Express, Coca-Cola, Procter & Gamble, dört büyük varlığımızdan üçü hisse başı kârlarını sırasıyla %12, %14 ve %14 arttırdı. Dördüncüsü, Wells Fargo, gayrimenkul balonunun patlamasından dolayı kârını biraz düşürdü. Yinede, azda olsa gerçek değerinin arttığını düşünüyorum.

İlginç olan, bunu bir kenara yazın, American Express ve Wells Fargo’nun ikisi de Henry Wells ve William Fargo tarafından kuruldu. Amex 1850’de Wells ise 1853’de. P&G ve Coke işletme hayatlarına sırayla 1837’de ve 1886’da başladı. Start-up’lar bizim oyunumuz değil.

Şunu vurgulamak isterim ki; yatırımlarımızın gelişimlerini, bir yılda meydana gelen piyasa fiyatlarındaki gelişme ile ölçmeyiz. Onun yerine, performanslarını değerlendirirken, kendi işletmelerimizi değerlendirdiğimiz iki yöntemi kullanırız. Birinci testimiz kâr artışlarını endüstri koşullarına göre değerlendirmektir. İkinci test ise, daha özneldir ve “hendeklerini” (metaforu kullanarak hayatı rakipleri için ne kadar zorlaştırdıkları) ne kadar genişlettiklerine bakarız. Büyük dörtlünün hepsi bu iki testi geçti.

Geçen sene büyük ölçekli bir satış yaptık. 2002 ve 2003 yılında Berkshire PetroChina’nın %1.3’ünü 488 milyon dolara satın aldı ve bütün işletmenin değeri 37 milyar dolar oldu. Charlie ve ben şirketin değerinin 100 milyar dolar olduğunu düşünüyorduk. 2007 yılında, iki faktör şirketin değerini yükseltti: petrol fiyatları çok arttı ve PetroChina yönetimi gaz ve petrol rezervlerini arttırmada çok iyi iş yaptı. Geçen senenin ikinci yarısında, şirketin değeri 275 milyar dolara çıktı ve dünyanın en büyük petrol şirketlerine yaklaşmış oldu. Bu yüzden varlığımızı 4 milyar dolara sattık.

Bir dipnot: PetroChina kazancımızdan 1.2 milyar dolar vergi ödedik. Bu tutar; savunma, sosyal güvenlik ve diğer bütün harcamaların 4 saatlik tutarına denk geliyor.

* * * * * * * * * * * *

Geçen sene size Berkshire’da benim kontrol ettiğim 62 türev sözleşmesi olduğunu söylemiştim (General Re’de de hala kapatamadığımız bir kaç tane var). Bu gün, elimizde iki kategoride 94 tane var.

Birincisi belli bazı yüksek getirili tahviller temerrüde düşerse para ödememiz gereken 54 kontrat. Bu sözleşmeler 2009-2013 arasında bitecek. Yıl sonunda bu sözleşmelerden 3.2 milyar dolar prim aldık ve kayıplardan dolayı da 472 milyon dolar ödedik. En kötü senaryoda ise (bu gerçekleşmesi çok küçük bir ihtimal) ek olarak 4.7 milyar dolar ödeyebiliriz.

Daha çok ödeme yapacağımız kesin. Fakat inanıyoruz ki sadece tahvilleri tuttuğumuzdan değil, primlerden de çok büyük bir miktar kazanacağız. Bu türev araçlardan doğan yükümlülüğümüz yıl sonunda 1.8 milyar dolar oldu ve bilançomuzda “türev araç yükümlülükleri” olarak yer alıyor.

İkinci kategoride ise 4 endeks için yaptığımız satış sözleşmeleri var (S&P 500 ve üç yabancı endeks). Satım opsiyonları genellikle 15-20 yıllıktır ve piyasada işlem görür. Bunlardan şimdiye kadar 4,5 milyar dolar prim aldık ve 4.6 milyar dolarlık da yükümlülüğümüz var. Bu satım sözleşmeleri sadece bitiş tarihinde geçerli olacak ve eğer endeksler belli bir değerin altında kalırsa Berkshire’ın ödeme yapmasını gerektirecek. Bu sözleşmeler bizim için kârlı olacak ve 15-20 yıllık tutma periyodumuzda bize bir çok prim kazancı sağlayacak.

* * * * * * * * * * * *

Amerikan doları 2007’de diğer büyük para birimlerine göre zayıflamaya devam etti ve bunun nedeni bir gizem değil: Amerikalılar dünyada üretilen malları almayı dünyanın Amerikan mallarını almasından daha çok seviyorlar. Kaçınılmaz olarak, Amerika dışarıya her gün 2 milyar dolarlık varlık transfer ediyor. Ve zamanla bu dolara baskı uyguluyor.

Dolar düştüğü zaman, bizim ürünlerimiz  yabancıların alması için daha ucuz hale gelirken, onların ürünleri Amerikan vatandaşlarına daha pahalıya gelir. Değer kaybeden bir para biriminin ticaret açığını iyileştirmesinin sebebi de budur. Doğrusu, Amerikan ticaret açığı dolardaki büyük düşüşle birlikte daha da artmıştır. Şunu düşünün: 2002 yılında Euro 94.6 cent idi ve Almanya ile (5. büyük ticaret partnerimiz) ticaret açığımız 36 milyar dolardı, 2007’de Euro 1.37 dolar iken, Almanya ile ticaret açığımız 45 milyar dolara fırladı. Benzer şekilde, Kanada doları 2002’de 64 cent iken 2007’de 93 cent’e çıktı. Fakat, Kanada ile de ticaret açığımız arttı ve 2002’de 50 milyar dolarken 2007’de 64 milyar dolar oldu. Şimdiye kadar, değer kaybeden doların ticaret aktivitelerimizi bir dengeye soktuğu söylenemez.

Bu aralar varlık fonları ve Amerikan işletmelerini satın almaları konuları çok konuşuluyor. Bu bizim yüzümüzden oluyor, yabancı hükümetlerin alçak bir komplosu değil. Ticaret açıklarımız ülkemize yapılacak büyük yabancı yatırımları garantiliyor. Dünyanın geri kalanına günde zorla 2 milyar dolar verdiğimizde, bunları bir yere yatırmak zorundalar. Hisse senetlerini tahvillere tercih ettiklerinde neden hayıflanalım?

Ülkemizin zayıflayan para birimi OPEC ya da Çin’in kabahati değil. Diğer gelişmekte olan ülkeler de ithal petrole bağlı ve Çin ithalatıyla rekabet ediyorlar. Mantıklı bir ticaret politikası yaparken, Amerika ne ülkeleri yalnızlaştırmalı ne de endüstrilerini korumalı. Ya da karşılık vermelerini gerektirecek önlemler alıp Amerikan ihracatını da engelletmemeli çünkü gerçek ticaret hem ülkemiz için hem de dünyanın geri kalanı için yararlıdır.

Fakat yasa yapıcılarımız şunun farkına varmalı ki, bu ticaret dengesizlikleri sürdürülemez ve bu gün ya da yarın bunu düşürecek politikalar benimsenmelidir. Aksi halde, günlük olarak zorla 2 milyar dolar beslediğimiz dünya hazımsızlık çekebilir.

* * * * * * * * * * * *

Berkshire’da 2007 yılında sadece bir adet doğrudan yabancı döviz pozisyonu taşıdık. Bu da, nefesinizi tutun, Brezilya Reali’ydi. Kısa zaman önce, dolar ile real swapı yapmak düşünülemezdi. Ne de olsa, geçen yüzyılda beş Brezilya real versiyonu konfetiye dönmüştü. Parası solan ve ölen bir çok ülkede olduğu gibi, varlıklı Brezilyalılar da servetlerini korumak için büyük miktarda dolar depolamışlardı.

Fakat bu ihtiyatlı yolu seçen Brezilyalılar beş yılda neredeyse servetlerinin yarısını kaybettiler. Şimdi size realin dolara karşı 2002’den 2007’ye  yıldan yıldan değişimini verceğim: 100;122;133;152;166;199. Her sene real yükselmiş dolar düşmüş. Dahası, bütün bu yıllarda Brezilya hükümeti realin değerini düşürmeye ve doların değerini  piyasadan dolar alarak arttırmaya çalışmış.

Doğrudan kur pozisyonlarımız son beş yılda 2.3 milyar dolar vergiden önce gelir elde etti ve ek olarak Amerikan şirketlerinin diğer para birimlerinde çıkardıkları tahvillerden de para kazandık. Örnek olarak 2001 ve 2002’de 310 milyon Euro’luk Amazon.com Inc Amerikan tahvilini değerinin %57’sine aldık. O zaman, Amazon tahvilleri çöp tahvil olarak adlandırılıyordu fakat çöp tahvil hariç her şeydi. (Evet Virginia, piyasanın saçma bir şekilde etkin olmadığı bir çok durumu bulabilirsin, en azından büyük işletme fakültelerinin Finans bölümleri hariç her yerde…)

Amazon tahvillerinin Euro ağırlıklı olması bizi çeken başka bir olaydı. Tahvilleri aldığımızda Euro 95 cent idi. Bu yüzden, dolar olarak maliyetimiz 169 milyon oldu. Şimdi tahviller üzerindeki değerin %102’sine satılıyor ve Euro1.47 dolar değerinde. 2005 ve 2006’da tahvillerden bazıları geri çağrıldı ve 253 milyon dolar aldık. Kalan tahvillerimizin yıl sonu değeri 162 milyon dolar. 246 milyon dolarlık realize edilmiş gelirimizin 118 milyon doları, dolardaki düşüşten kaynaklı. Kurlar önemlidir!

Berkshire’da doğrudan veya dolaydı yabancı para gelir akışımızı arttırmayı önemli buluyoruz. Fakat başarılı olsak bile, varlıklarımızın büyük çoğunluğu her zaman Amerikaya odaklanacak. Amerikanın hukuku, piyasa odaklı ekonomik sistemi ve meritokrasi (yeteneğe göre adam atama sistemi) vatandaşları için büyüyen bir refah yaratmaya devam edecektir.

* * * * * * * * * * * *

Eğlenceli Rakamlar: Halka Açık Şirketler Gelirlerini Nasıl Yüksek Gösterir?

* * * * * * * * * * * *

* * * * * * * * * * * *

Genel Kurul 

* * * * * * * * * * * *

Şubat 2008                                                                                        Warren E. Buffett

Yönetim Kurulu Başkanı

Orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. 

Saygılar.

3 Yorum

  1. burak demiş ki:

    düşünmeden döviz almanın yatırım olmadığını burada da belirtilmiş.

    paranın çok düşük bir kısmı dolar/euro vs.. tutulup vadeliye yatırabilir. ama dövizde eflasyona yenik düşen bir şey ne yazık ki.

    Şubat 26, 2018
    Yanıtla
    • Lattedenborsaya demiş ki:

      Sayın Burak Bey,

      Ben de aynı şeyi düşünüyorum. Ucuz döviz biriktirenler daha sonra bunu Eurobond tarzı tahvillerde değerlendirebilirler belki. Tabii o çok daha başka bir yatırım aracı, ayrı konu:)

      Saygılar.

      Şubat 28, 2018
  2. Taner eroğlu demiş ki:

    Brezilya realinde buffet ın anlattığı şey sanırım şu an Türk lirasında oluyor. 👍✌️

    Ağustos 12, 2019
    Yanıtla

Yorumunuzu Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.